Prof. Dr. Nilüfer Timisi: “Hiçbir iletişim mecrası tek başına yararlı veya zararlı olamaz.”

Röportaj: Eda Köprü Yılmayan image1

‘Elektronik bakıcı’ ne demek? Teknoloji yararlı mı, zararlı mı? Medya araçlarıyla erken yaşta tanışan ve fazla vakit geçiren çocuklar için bu araçlar ne ifade ediyor? Aileler bu konuyla ilgili nasıl tutum geliştirmeli, neler yapılmalı?

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi ve Elektronik Bakıcı kitabının yazarı Prof. Dr. Nilüfer Timisi’ye sorduk. Röportajın bugün yayınladığımız ilk bölümünde ‘elektronik bakıcı’ kavramından yola çıktık.

Devlet İstatistik Enstitüsü’nün 2014 verilerine göre, Türkiye’de çocuklar ortalama 8 yaşında bilgisayar, 9 yaşında internet ve 10 yaşında cep telefonu kullanmaya başlıyor. 6-15 yaş grubunda kendine ait bilgisayarı olan çocuk oranı %24,4 iken kendine ait cep telefonu olan çocuk oranı %13,1. Bununla birlikte TÜİK verilerine göre çocukların %92,5’i hemen her gün televizyon izliyor.
Timisi’ye göre televizyon çocuklar için hala önemli bir medya aracı ve elektronik bakıcı olmaya devam ediyor. Günümüzde televizyonun yanına dijital medya araçları da eklendi.

Hem bir anne hem de bu alanda çalışmalar yapan bir akademisyen olarak, dijital yaşamın içine doğan bu yeni kuşağı ve medya kullanım alışkanlıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Fiziksel, sosyal çevremiz medya ile donatılmış durumda. Bundan bağımsız bir çevre söz konusu değil. Özellikle dijitalleşmeyle birlikte medyanın, elektronik iletişim araçlarının bizi kuşatan atmosfer olduğunu söylemek mümkün. Yani hava, su gibi medya hayatımızın olmazsa olmaz koşullarından biri haline geldi. Dolayısıyla özel ve kamusal alan içinde hayatın merkezinde yer alıyor ve eğitim kurumları da bundan muaf değil. image

Elektronik Bakıcı’ kavramı ne ifade ediyor?
Elektronik bakıcı tanımı televizyonu tanımlıyor. Bunun daha çok şöyle bir anlamı da vardı: Çocuğu oyalayan, vakit geçirmesine imkân veren, aynı zamanda bir şeyler öğreten yani bakıcının yaptığını, biyolojik ihtiyaçları dışında, televizyon gerçekleştiriyor. Şimdi tabii ki dijitalleşme, internet, akıllı telefon, tablet bilgisayarla birlikte çocuğun yaşamının içerisinde daha fazla vakit geçirdiği ya da televizyon yanında vakit geçirdiği bu mecralar, uygulamalar var. Bunlar için de elbette elektronik bakıcı kavramını genişleterek kullanmamız mümkün.

Televizyon daha pasif anlam içerirken yani çocuk pasif, fakat bir bakıcı ona bakıyor ve onun ihtiyaçlarını karşılıyor, artık internet için bütün kavramların aslında içeriğinin yeni baştan tanımlanması gerektiğini söyleyebilirim. Telefonlar, tabletler, sosyal medya, internet uygulamaları bir taraftan interaktif olma özelliği ile çocuğun dünyasını zenginleştirebiliyor, sosyal çevresini geliştirebiliyor. İnternet ekranının karşısında ya da arkasında başka arkadaşlarıyla, yaşıtlarıyla diğerleriyle iletişim kurmasına imkân sağlıyor ama yine de çocuğun hayatında onu oyalayan teknoloji bütünü. Yani elektronik bakıcı kavramını onlar için de kullanabiliriz.

Televizyon ve sonrasında dijital medya araçlarının hızla hayatımıza girmesi sürecinde ‘elektronik bakıcı’ kavramında dünden bugüne sizce neler değişti?
Elektronik bakıcı televizyon dünyasına ilişkin bir kavram. Dünyadaki ekonomi politik, toplumsal dönüşüme paralel olarak televizyonun hayatımızdaki rolü de değişiyor. Bu anlamda televizyon güçlü toplumsal bir ajana, aktöre dönüştü. Özellikle birincil toplumsallaşma aktörlerinin yanında yer almaya başladı ve önemi de gittikçe artmaya başladı. 1960’ların sonundan itibaren elektronik bakıcı kavramı kullanılmaya başlandı. image Ben de bu kavramı çok anlamlı bulduğum için, özellikle televizyonun çok yaygın kullanılmaya başlandığı 1960’lardan itibaren, batıda aynı zamanda toplumsal cinsiyet statü ve rollerine ilişkin dönüşümün yaşandığı, yani kadınların evden çıkıp kamusal alanda çalışmaya başladığı yıllar için kullandım. Peki kadınlar çalışmaya başlayınca çocuklar ne olacak? Özellikle okul öncesi çocuklar için televizyon ideal bir bakıcı konumuna geçti. Televizyon çocuk yetiştirme, çocuğu oyalama mekânı veya aracı konumuna dönüştü.

Televizyon, internet ve dijital teknolojilerin çocukların günlük hayatındaki yerine dair neler söylenebilir?
Televizyon bir ekran ve karşısında izleyici talep eden bir dünya. Her ne kadar iletişim kuramları, teorileri, elbette televizyon izlemenin zihinsel ve toplumsal olarak nasıl yorumlandığına ilişkin aktif izleyici tezlerini ortaya koysa da televizyon çoğunlukla tek başımıza gerçekleştirdiğimiz bir etkinlik. Başlangıçta belki aileyle izliyorduk, ama ailenin sorumluluklarının artması, bireylerin yaşam dünyalarının ayrılması ve teknolojinin de dönüşümüyle birlikte her odada televizyonun olduğu bir döneme doğru gidildi.

Televizyonu da artık internetten, dijital teknolojiden bağımsız düşünmemiz söz konusu değil. Dijital teknoloji bütün iletişim ortamlarını içinde barındıran bir network’e dönüştü. Dolayısıyla şimdi çevremizdeki elektronik uyaran sayısı arttı, enformasyon ve iletişim teknolojileri sayısal olarak çeşitlendi. Bu nicel artışla birlikte çocukların da bilgi, haber ve eğlence kanallarında bir genişleme yaşanmaya başladı. Artık yalnızca televizyondan söz etmiyoruz. İnternetten daha fazla söz ediyoruz. Klavyenin başındaki çocuklardan, internetin yarar ve zararlarından söz ediyoruz. Ancak evde vakit geçiren çocuklar için televizyon hâlâ çok önemli bir iletişim mecrası olmaya devam ediyor.

Teknoloji yararlı mı yoksa zararlı mı?
Televizyonun yararları mevcuttu ama zararlarının olduğunu da biliyorduk, ama zararlarını en aza indirgemek televizyonu yararlı bir mecraya dönüştürmek anne babaya aitti. Yani çocuğu tek başına televizyonun karşısına, uzun saatler koyduğunuzda fiziksel, sosyal, zihinsel, bilişsel olarak bir sürü riski olduğunu biliyoruz, ama birlikte izlemenin, seçmenin zaman kısıtlamasının televizyonu yararlı bir mecraya dönüştürdüğünü de biliyoruz. Bu bence önemli, yani hiçbir iletişim mecrası tek başına yararlı veya zararlı olamaz. Bunu iddia etmek aslında kendimizi teknolojik determinizmin içinde bulmak anlamına geliyor. Başka sosyal aktörler ve koşullar da en az teknoloji kadar yararlı veya zararlı, riskli olabilir.

Haftaya: Dijital yerliler için teknoloji bir avantaja dönüşebilir mi? Elektronik okuryazarlık nedir? Dijital dünyada riskleri azaltmak için neler yapılmalı? İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilüfer Timisi ile dijital medya ve çocuk üzerine yaptığımız söyleşi devam edecek.

Röportaj: Eda Köprü Yılmayan, İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Yüksek Lisans Öğrencisi

image

Yorum Bırakın