Dijital Dünyada Çocukların Unutulma Hakkı

Özel Haber: Ekrem Baş – Editör: Birol Şevki Tavlı

Dijital medyada her gün, her saat, hatta her saniye paylaşılan verilerin zaman içinde birikerek bir bilişim hafızası oluşturduğu, yadsınamaz bir gerçek. Kişisel bilgilerini internet ortamında paylaşanlardan önemli bir kısmının çocuk olması nedeniyle, onlar için hukuksal bir korunmanın gerekli olduğu yönündeki görüşler önem kazanıyor.

BİR ANLIK PAYLAŞIM, BİR ÖMÜRLÜK DAMGALANMA MI?

Dijital hafızada yer alan fotoğraf, kimlik bilgisi, adres ve diğer kişisel bilgilerin, bireyin kendi talebi üzerine, bir daha geri getirilemeyecek biçimde ortadan kaldırılması, unutulma hakkı olarak tanımlanıyor. Unutulma hakkı, başka bir deyişle, bireyin geçmişte işlemiş olduğu suçtan veya dijital medyada uğradığı bir saldırıdan dolayı damgalanmış bir şekilde hayatını geçirmek istememe özgürlüğüne dayanıyor. İlk olarak 2012 yılında, Avrupa Komisyonu Üyesi Vivane Reding’in açıklamalarıyla gündeme gelen ve 2014 yılında Avrupa Adalet Divanı kararıyla ortaya çıkan bu hak kapsamında, yetişkin olsun olmasın, birey, geçmişte yaşadığı talihsiz bir olayı ya da rızası dışında paylaşılan kişisel bilgilerini dijital hafızadan sildirmek üzere mahkemeye başvurabilir duruma geliyor. anayasa-mahkemesi-nden-unutulma-hakki-karari-2

TÜRKİYE’DE DURUM NE?

Unutulma hakkına ilişkin olarak yakın zamanda Türkiye yargısından da emsal niteliğinde bir karar geldi. Anayasa Mahkemesi, 14 yıl önce çocuk yaştayken hakkında yapılan uyuşturucu haberini kaldırmak isteyen kişinin başvurusunu, “unutulma hakkı vardır” diyerek kabul etti.

Söz konusu kişi önce ilk dereceli mahkemelerde bu hakkını ileri sürdü. Ancak bu mahkemeler haberlerin, kişilik hakkına saldırı niteliği taşımadığına ve kaldırılmasına gerek olmadığına hükmetti. Bunun üzerine mağdur Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Başvuruyu kabul eden Anayasa Mahkemesi, “Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olan kişisel şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür,” diyerek dijital ortamdaki arşivde muhafaza edilen bilgilerin silinmesine karar verdi. Yüksek mahkemenin bu kararı, gelecekte bu yönde yapılacak girişimlerin önünü açıyor. Yani dijital medyada mağdur edildiklerini iddia eden bireyler, mahkemeye dava açarak haklarındaki haberleri kaldırabilecekler. Karar, çocukları da yakından ilgilendiriyor. Üstelik unutulma hakkı temel bir hak olduğundan, çocuklar, ebeveynlerine ihtiyaç duymadan, kendileri de mahkeme yoluna başvurabilecekler.

TEMEL BİR HAK OLARAK UNUTULMA HAKKI

Unutulma hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8. maddesindeki özel hayat ve aile hayatına saygı hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının özel hayatın gizliliği başlıklı 20. maddesi ve Türk Medeni Kanununun, hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimsenin, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı koruma istemesini içeren 24. maddesi ile koruma altına alınmış durumda. Türkiye hukuku açısından henüz yasal bir hak olarak tanımlanmamakla birlikte bu hak, özel hayatın gizliliği kapsamında değerlendiriliyor.

what-is-justice-1Unutulma hakkının temel insan hakları ile ilişkisi dikkate alındığında, çocuğun yalnızca dijital medyada değil, kamunun kolayca ulaşabileceği yerlerde tutulan bütün kişisel verileri için geçerli sayılması mümkün. Çocuğun bir “siber zorbalık” fiiliyle mağdur edilmesi, bir yargılama sürecinde ismi ifşa edilerek “damgalanması” ve toplumsal hafızada saygınlığının zedelenmesi gibi tehlikeler, unutulma hakkının yasal dayanağa kavuşturulmasını daha da önemli kılıyor.

YARGILANAN ÇOCUKLARIN KORUNMASI

Yargı süreçlerinde çocukların korunmasına yönelik ihlaller, unutulma hakkına ilişkin en hassas konulardan birini oluşturuyor. Çocuğun isminin gizli tutulması ilkesinin, pek çok örnekte hiçe sayıldığı gözleniyor. Hatta bazen, çocuk daha mahkemeye gelmeden ismini sosyal medyadan öğrenmek dahi mümkün olabiliyor. Sorun yalnızca bu kadarla da sınırlı değil. Çocuk mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile sıradan mahkemelerde yargılanan bir yetişkinin davası arasında bir bağlantı görülürse iki dava tek bir dava dosyası haline getiriliyor ve yargılama sıradan mahkemelerde devam ediyor. Bu gibi durumlarda çocuğun ismi gizli tutulmuyor, kamusal alanlarda sergileniyor. İşin ilginç yanı, ihlallerle dolu bu süreç Türkiye hukuku açısından bir sakınca doğurmadığı gibi gerekli yasal dayanağa sahip bir “hukuk usulü uygulaması” olarak devam ediyor.

Yeni bir kavram olarak hayatımıza giren unutulma hakkı, çocukların dijital medyanın damgalayıcı etkisinden korunması yolunda etkili bir imkân sağlamakla birlikte, ifade özgürlüğü ve sansür tartışmalarını da göz ardı etmeden değerlendirilmeyi hak ediyor. Dijital Medya ve Çocuk ekibi olarak, konuyu izlemeyi sürdüreceğiz.

Bu yazının tüm hakları İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne aittir. Kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. ©dijitalmedyavecocuk

Yorum Bırakın