Maker Kamp Kurucusu Lütfü Lüleci Sorularımızı Yanıtladı

Yazan: Özüm Canbeldek – Editör: Birol Şevki Tavlı

Teknolojinin ilerlemesi ve internet kullanımının yaygınlaşması ile hepimiz birer tüketici haline geldik. Teknoloji çağının içinde büyüyen ve indirdikleri uygulamalar sayesinde istedikleri içeriklere bir tık ile ulaşabilen çocuklarda ise bu durum daha da yaygın. Son yıllarda adını daha fazla duymaya başladığımız kodlama ve maker eğitimleri ise bu durumu tersine çevirerek ‘tüketen değil üreten bir nesil’ yetiştirmeyi hedefliyor. Peki bu eğitimler nasıl yürütülüyor? Türkiye’deki kodlama ve maker eğitimleri ne durumda?  Maker Kamp kurucusu, Dijital İletişim ve Sosyal Medya Uzmanı Lütfü Lüleci sorularımızı yanıtladı.

Kodlama ve maker eğitimlerinin önemine dair görüşleriniz neler?

Amerika’da yapılan bir çalışmaya göre ileride mezun olacak çocukların %60’ı şuan varolan meslekleri yapmayacak. Bu nedenle çocukların çözüm üretmeyi, kodlama gibi çalışmalarla öğrenerek inovatif düşünmeyi, üretmeyi ve çözüm sürecini yönetmeyi öğrenmeleri gerekiyor. Biz, çocuklara deneyler yaptırarak eğitimler veriyoruz, istiyoruz ki çocukların önüne hazır bilgi verilmesin, kendileri araştırarak öğrensinler ve bu sayede algoritmik düşünmeleri gelişsin. Bir de işin yaratıcılık boyutu var. Şu an zaten tasarım adına yapılmış çok şey var, önemli olan varolanı bile değiştirebileceklerini ve hayatın içinde nerede kullanacaklarını öğrenmeleri. Yani “nasıl yeniyi üretebilirim ve varolanı değiştirebilirim’’ diye düşünmeleri. Bunların yanı sıra yardımlaşmak ve paylaşmak bu işin bir parçası. Bir çocuk hata yaptığında ya da sorunu bulamadığında diğer çocuğun ona yardım etmesi çok önemli, problemi bizim yardımımızla çözmesindense arkadaşlarının yardım etmesi çok daha önemli. Böylece yardımlaşmayı ve paylaşmayı da öğrenmiş oluyorlar.

Maker Kamp olarak sizin başlıca hedefleriniz neler?

Bizim Maker Kamp olarak temel amacımız çocukları ezbere dayalı öğrenmeye değil deneyimsel öğrenmeye yönelterek ‘’tüketime değil üretime’’ teşvik etmek. Henüz okula gitmeyen çocuklar görsel hafızalarından dolayı tablet gibi cihazları çok fazla kullanarak sürekli tüketim yapıyorlar. Çocukların sürekli bu cihazları kullanmaları onları iyi birer kullanıcı değil iyi birer tüketici yapıyor. Biz bu nedenle onları tüketmeye değil üretmeye teşvik etmeyi hedefliyoruz.

Gönüllülük de bu çalışmaların bir parçası mı?

Tabi ki bu işin bir de gönüllülük boyutu var. İşin sonunda belli bir kazanım elde edilse bu iş gönüllülük olmadan yapılacak bir iş değil. Bu, kapitalist bir sistemle değil, çocuklara değer veren sosyal sorumluluk anlayışı olanların yapabileceği bir iş. Ekibimizde herkes sivil toplumda gönüllü olarak çalışmış insanlar. Bilgisayar mühendisleri, elektronik mühendisleri, öğretmenler gibi profesyonellerin yanı sıra eğitimlerimize katılan gönüllüler de oluyor. 

Gönüllülük demişken ‘’Yarını Kodlayanlar Projesi’nden’’ bahsedebilir misiniz?

Yarını Kodlayanlar Projesi, Vodafone ve Habitat Derneği ortaklığında başlatılan bir projedir. Bu kapsamda Maker Kamp olarak içerik üretiyor, eğitici eğitimi veriyor ve hackathon yönetimlerini gerçekleştiriyoruz. Proje kapsamında İstanbul, İzmir, Samsun, Kayseri, Mardin olmak üzere 5 ilde, yaşları 7-14 arasında değişen çocuklara kodlama eğitimi verildi. Gönüllü eğitmenler tarafından verilen eğitimlerle öğrenciler programlamaya giriş, uygulama yapmak, hikaye ve oyun oluşturmak gibi konularda eğitim alıyorlar. Böylece kodlama ve maker eğitimlerinin başta pilot iller olmak üzere tüm Türkiye’de yaygınlaştırılmasını planlıyoruz.

Okul öncesi çocuklara yönelik yürüttüğünüz Maker Kreş’de ne tür eğitimler veriyorsunuz?

Maker kreş çalışmalarında okul öncesi okuma-yazma bilmeyen çocuklara eğitimler veriyoruz. Küçük yaş gruplarını lehim atölyelerine sokmuyoruz çünkü kendilerine zarar vermeleri açısından için güvenli olmayabiliyor. Bu yaş gruplarına yönelik olarak daha çok makey-makey, artırılmış gerçeklik gibi çalışmalar yürütüyoruz. Bunun yanı sıra okul öncesi yaş gruplarında ailelerle de birlikte çalışıyoruz. Çocuklar aileleri ile ürettikleri şeyleri evlerine götürebiliyorlar böylece birlikte daha fazla zaman geçirmiş oluyorlar.

Kodlama ve maker eğitimleri kapsamında çocuklara yönelik başka çalışmalar var mı?

Aslında makerlık sadece robotik değil, çok fazla alt çalışması var buna kol saati yapmak bile dahil. Özellikle okul öncesi çocuklara yönelik olarak artırılmış gerçeklik gibi çalışmalar yapılıyor. Bu çalışmalarda çocukların hayal güçlerini kullanarak çizdikleri resimler üç boyutlu olarak oluşturuluyor. Çocuklar ortaya çıkan üç boyutlu yapılara ve hologramlara dokunarak inceleyebiliyorlar. Aslında bunlar ortaya yeni çıkan çalışmalar değil, senelerdir var fakat maalesef Türkiye’de yeni yaygınlaşıyor. Yetişkinlerin bile şaşırdıkları çalışmaları bizim eğitim verdiğimiz çocuklar rahatlıkla yapabiliyorlar.

Peki bu eğitimler Türkiye’de ne durumda?

Türkiye’de bu eğitimleri genel olarak özel okullar vermek istiyor. Yine de devlet okullarından ya da İstanbul dışındaki okullardan bize ulaşan öğretmenler oluyor. Mesela Kars’ta çalışan bir öğretmen bizi arayarak öğrencilerine bu eğitimleri ulaştırmak istediğini söyledi. İşin başka bir boyutu ise, bu tip çalışmalar maalesef belli gruplara daha fazla ulaşıyor. Dezavantajlı çocuklar bu çalışmalara katılmaya çekiniyor. Oysa ki bu çalışmalar tüm gruplara ulaşmalı. Çalışmalara yeteri kadar ulaşılamamasının bir diğer sebebi de çalışmaların aileler ve öğretmenler tarafından yeteri kadar bilinmemesi. Bu durumun tersine dönmesi için ailelere ve öğretmenlere ulaşılarak onların bilinçlendirilmesi ve özellikle öğretmenlere konuyla ilgili eğitimler verilmesi gerekiyor.

Yorum Bırakın