Evren Yiğit: “Hiçbir dijital alet çocuklarla geçirilen kaliteli zamanın yerini tutmaz.”

Röportaj:  Deniz Eroğlu

Dijital medya ve çocuk ilişkisine dair en önemli konulardan biri çocuklar için kaliteli içerik üretilmesi. Günümüzde çocukların dijital medyaya erişimi giderek artıyor. TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde internet erişim imkanına sahip hanelerin oranı 2015 yılı Nisan ayında %69,5 iken 2016’da %76,3 oldu. 2015 yılında hanelerin %96,8’inde cep telefonu veya akıllı telefon bulunurken, 2016’da ise bu oran hala yüksek %96,9. Bu ortamda ebeveynler dijital medyayı yasaklamadan, doğru bir yönlendirmeyle çocuklarını kaliteli içeriklerle buluşturabilirler. Çocuklar için kaliteli içerik üretilmesi konusunda danışmanlık yapan Evren Yiğit ile bir röportaj yaptık.

Evren Yiğit, Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdikten sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat bölümünde yüksek lisans yaptı. Hollanda Yüksek Öğretim Enstitüsü’nden ‘Erken Çocuk Gelişimi’ dalında diploma aldı. Kipat, Biri Varmış Biri Yokmuş gibi yetişkin kitaplarının yanında Masal Ülkesine Yolculuk, İpek’in Maceraları dizisindeki Kırmızı Bisiklet, Okulun İlk Günü gibi çocuk kitapları da yazdı.

Televizyon program formatları tasarladı, senaryolar yazıp yönetti, sunuculuk, yaratıcı editörlük, metin yazarlığına kadar pek çok mesleği var. Biz Evren Yiğit’i özellikle çocuklar için kaliteli içerik üretilmesi konusundaki danışmanlığıyla tanıdık, size de tanıtmak istedik.

Deniz Eroğlu: Yaptığınız işi nasıl tanımlıyorsunuz?

 Evren Yiğit: Ben bir yazar, televizyoncu ve çocuk medyası uzmanıyım. Uzmanlık alanım, çocuklar için “kaliteli içerik” üretilmesi. Çocuklar ve yetişkinler için kitaplarım var. Hem geleneksel hem de dijital çocuk medyası için içerik üretiyorum. Televizyonda program formatları tasarlıyorum, çizgi film, çocuk programları, film, tiyatro yazıyorum, mobil uygulamalar tasarlıyorum. Bazen de atölye ve sunumlar aracılığıyla, yazmayı seven kişilerle deneyim ve bilgilerimi paylaşıyorum.

D.E: Eğitim hayatınız nasıldı?

 E.Y: Güzeldi, hala da güzel… Ben öğrenmekten hiç sıkılmayan biriyim. İlk mezun olduğum bölüm Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı, sonra Bilgi Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Edebiyat bölümünde yüksek lisans yaptım. Hollanda Yükseköğretim Enstitüsü’nün özel bir programıyla “Erken Çocukluk Gelişimi” dalında bir diploma aldım. Geçtiğimiz senelerde ise, yurtdışında çeşitli üniversitelerden “Çocuk için yazmak”, “Çocuk Psikolojisi”, “Çocuk Davranışları”, “Hikâye Anlatıcılığının Geleceği”, “Olumlu Psikoloji”, “Çocuklar için mobil uygulamalar” gibi pek çok başlıkta ders ve sertifikalar aldım. Şu anda ne güzel ki, internet bize istediğimiz konuda kendimizi geliştirebilmemiz için sonsuz olanaklar sunuyor.

 D.E: Çocuklarla ilgili bir iş yapma fikri nasıl ortaya çıktı?

 E.Y: Aslında öyle bir ortamda büyüdüm diyebilirim. Annem Deniz Yiğit, TRT İstanbul Radyosu’nda Çocuk ve Gençlik Yayınları Şefi ve TRT’nin masal sesiydi. Dolayısıyla küçüklüğüm, çocuklar için radyo tiyatrolarında, masal programlarında, çocuk yazarları arasında geçti. Çocuklar için ilk kitabım “Masal Ülkesine Yolculuk” 2008 yılında yayınlandıktan sonra ve TRT Çocuk’un da açılmasıyla birlikte televizyonculuk hayatım da yoğunluklu olarak çocuk alanına kaydı.

 

D.E: Özellikle çocuk içeriği üretebilmek için bir eğitim aldınız mı?

 E.Y: Evet, pek çok eğitim aldım. Hollanda Yükseköğretim Enstitüsü’nde aldığım eğitimde bitirme projem “Çocuk İçin Kaliteli İçerik Üretilmesi” üzerineydi. Daha sonra, bu konu ve bunu etkileyen yan alanlarda pek çok sertifika ve diploma alarak, bir yandan da üreterek kendimi geliştirme fırsatım oldu.

D.E: Dijital dünyada “Çocuklar için kaliteli içerik üretmek.” nasıl oluyor? Araştırma, geliştirme süreçleriniz nasıl ilerliyor? Doğru hedeflemeleri nasıl yapıyorsunuz? 

 E.Y: Çocuklar için kaliteli içerik üretmenin bir takım genel kuralları var. Bunlar aslında, her ortamda çocuk için içerik ürettiğinizde kullanabileceğiniz genel kurallar. Günümüzde pek çok araştırma kurumu bu konuda çalışmalar yapıyor ve çocukların bir içerikten nasıl en yüksek faydayı sağlayabilecekleri üzerine sonuçlar, bulgular elde ediyor. Yaşa uygun, dostane, çocuktan yana, olumlu iletişim içeren, çocuktaki güçlü yanlara odaklanan, çocukların gereksinimlerini ve yeteneklerini dikkate alan ürünler olarak tasarlanan kaliteli içerik ürünleri eğer dijital medya için tasarlanıyorlarsa yine belirli ölçütlere sahip olmalılar. Öncelikle bir yaş grubunu hedeflemeliler ve o yaş grubundaki çocukların gelişim düzeylerine ve gereksinimlerine uygun olmalılar. Tasarım öğeleri de çocuğun o yaşta öğrendiği şeylerle ve gelişmekte olan motor becerilerine uygun olmalı. Dijital medya içeriği çocukları ve yetişkinleri eğlendirmeli, ilgiyi belirli bir düzeyde tutmalı ve öğrenme sağlamalı. Eğer bir oyunsa daha kısa oyun sürelerine odaklanmalı, tekrar geri gelip oynanacak şekilde hedef ve ödüller sunmalı. Çocukların kendi içeriklerini özelleştirmelerine izin vermeli. Sadece içeriği üretmek değil, içeriğin pazarlama aşaması da önemli. Pazarlama süreci ebeveynleri de işin içine katmalı, onların seçmesine izin vermeli, çocukları uygun olmayan içeriklere yönlendirecek başlık vs. taşımamalı.

D.E: Dijital medyada çocuk içeriklerinin üretilirken pedagog, psikolog gibi ciddi desteklerle yaratılmasını savunuyoruz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

 E.Y: Biraz önce saydığım ölçütleri sağlamak için pek çok alandan uzmanla ortak çalışma yapmak gerekiyor. Tabii, pedagojik altyapı da çok önemli ancak medya pedagojisinin, pedagojinin bir alt dalı olduğunu unutmamak gerekiyor. Medya pedagojisi, günümüzde daha çok olumlu psikoloji araçları kullandığı için çalıştığınız uzmanların da kendilerini ve bakış açılarını bu alanda da yenileyen ve geliştiren kişiler olmaları önemli.

 D.E: Yarattığınız dijital medya içerik ve uygulamalarında bu otoritelerden destek alıyor musunuz? Evet ise, nasıl alıyorsunuz?

E.Y: Evet, mutlaka çeşitli uzmanlarla işbirliği yapıyorum. Yaptığım işbirlikleri biraz da projenin ihtiyaçları ile şekilleniyor.

D.E: Dijital medyada çocuklar için bugüne kadar üretilen içerikleri nasıl değerlendirirsiniz?

E.Y: Aslında çok çeşitli içerikler yapıldı. Basit tasarımlı kitap ve oyun uygulamalarından, daha karmaşık altyapılara sahip uygulamalar tasarlandı. Tabii, hala yapılacak çok şey var. Bugün, mesela TRT Çocuk’un çizgi film karakterlerini içeren çeşitli uygulamaların en çok indirilen uygulamalardan olduğunu biliyoruz. Demek ki, ebeveynler denetimli bir içerik ve kurumsal bir arka planı önemsiyorlar. Bir de tabii, eski ile yeniyi birleştirmek önemli, çocukların hâlihazırda sevdikleri bir karakterin oyununu ve uygulamasını daha kolay benimsediklerini görebiliyoruz.

D.E: Yanlış içeriklerle büyüyen bir çocukta ne gibi değişiklikleri gözlemleyebiliriz?

E.Y: Yanlış içeriklerle büyüyen çocuklar, davranış ve tutum değişikliklerinden, psikolojik değişimlere kadar çok farklı şekillerde etkilenebilirler. En çok dikkat edilmesi gereken kesinlikle şiddet içeriği ve uzun süreli ekran başında kalma. Şiddet içeriğine uzun süre maruz kalan çocuklardaki etkilerin özellikle vurgulandığı pek çok araştırma var. Ebeveynlerin ya da telefonlarını, tabletlerini çocuklarla paylaşan herkesin çocukları koruması, kollaması ve tabii ki bilinçlenmesi gerekiyor.

D.E: Çocuklar dijital medyayı çok erken yaşlarda kullanmaya başlıyor. Özellikle tablet hakimiyetleri çok çabuk gelişiyor. Bu sayede erişebildikleri alanlar da artıyor. Bu konudaki yorumunuz nedir? Sizce bu bir çocuğun motor gelişimini nasıl etkiler? Sizce çocuklar bundan iyi yönde mi kötü yönde mi etkileniyor?

 E.Y: Çocukların eriştikleri alanların ve onların kişisel bilgilerinin bu tip ortamlarda korunması çok önemli. Çocukların motor gelişim düzeylerine uygun içerikle karşılaşmaları da önemli. “Her şeyin fazlası zarar” derler ya, bunda da çok geçerli. Çocukluk, 3 boyutlu bir deneyim olmalı, çocuk görmeli, dokunmalı, kokusunu almalı, bütün duyularıyla bir ortamı yaşamalı. Mobil uygulamalar kararında kullanılır ve iyi bir içerikle sunulursa, çocuktan yana olabilirler.

D.E: “Çocuk Yazınının Büyülü Atölyesi” adı altında BÜMED atölyenizde sadece dijitali konuştuğunuz bir hafta oldu. O haftadaki başlıklar neydi, neler konuşuldu ve yapıldı?

E.Y: Evet, Çocuk Yazınının Büyülü Atölyesi iki seviyeden oluşan bir program. İkinci seviyesinde de Mobil Uygulama ve E-kitap içeriklerini nasıl oluşturacağımızı işlediğimiz bir hafta var. Tasarım, içerik özellikleri, “pass-back” etkisi denen çocukların büyüklerin telefonlarını kullanmaları, interaktivite, anne-baba katılımı, motor beceriler, öğrenme ile eğlenme dengesi, belirli hedefler, kişiselleştirme, farklı gruplardan çocuklar, veri güvenliği, bilişsel, sosyal, fiziksel sorunlar, kültürel normlar gibi başlıklarımız var.

D.E: Dijital medyayı konuştuğunuz bu atölyenin devamı gelecek mi?

E.Y: Evet, Çocuk Yazınının Büyülü Atölyesi Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği’nde yılda birkaç kez açılıyor.

D.E: Dijital medya kullanıcısı çocuklara sahip ebeveynlere vermek istediğiniz tavsiyeler var mı?

E.Y: Hiçbir dijital alet çocuklarla geçirilen kaliteli zamanın yerini tutmaz. Çocuklarla iletişim her şeyden önemli. Çocuklarının neyle vakit geçiriyor olduğunu bilmeliler, onları dinlememeliler. Hatta, bu içeriği onlarla paylaşmalılar, bir oyunsa oynamalılar, bir hikaye kitabıysa birlikte dinlemeliler, sonrasında hakkında konuşmalılar. Diyebileceğim şeyler daha çok bu yönde, yani iletişimin arttırılması yönünde olacak. Ayrıca, internette içerikleri değerlendiren sitelerden çocuklarının ihtiyaçlarına ve ilgi alanlarına uygun, çocuklarına faydalı içerikler için yönlendirmeler alabilirler.

Katılmak isteyenler için yeni atölye tarihi 16 Şubat 2017’dir. Ayrıntılı bilgilere http://www.bumed.org.tr ‘den ulaşılabilir.

Yorum Bırakın