“Hak Temelli” Bakış Açısından İnternet ve Çocuklar

YAZANİpek Kesici

Günümüzde internet kullanımına ilişkin kaygılar, çocukları doğru yönlendirme ve ailelerin bu durumdaki tutumu dijital medya ve çocuk kapsamında önde gelen unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Bunların yanı sıra çocukların dijital medya ile olan ilişkilerine hak temelli bir bakış açısıyla yaklaşmayı gözümüzden kaçırabiliyoruz. Teknolojide erişilen gelişmeler dijital medyada çocuklara çeşitli imkanlar sunarken, aynı zamanda bu imkanların hangi bağlamlarda ele alınması gerektiği, dijital medyada katılım sağlanırken nelere dikkat edilmesi gerektiği sadece aileler özelinde değil, uluslararası düzeyde tartışılması gereken bir konu. Dijital medyada çocuk haklarının bu anlamda bilinirliği arttırmak ve yaygınlaştırmak yine dijital medyanın kendisiyle mümkün.

İnternet çocukların eğitimi ve gelişimi için oldukça önemli bir değerken içerik standartlarının olmaması internete olan güveni azaltıyor. Öte yandan dijital medyanın çocuklar tarafından aktif bir şekilde kullanılması ve çocukların katılım sağlaması, duyulan endişelerin aksine, iletişim ve dijital zeka dediğimiz yetilerine de katkı sağlıyor. Ancak dijital medyanın kısmen denetimsiz olması bu alanda da sorun yaratıyor. Örneğin; çocukların internet erişimleri esnasında karşılaştığı riskler, aynı zamanda onların doğru bilgiye erişim olanaklarını da sınırlandırıyor. Bu konuda yapılmış birçok çalışma olmasına rağmen hala ne yazık ki tam bir regülasyon sağlanamadı. Hakim görüş internet içeriklerinin çocuklara uygun bir hale gelebilmesi için içeriğin sınırlandırılması gerektiğini savunsa da bu durum aynı zamanda birtakım sınırları ve özgürlük alanlarının kısıtlanmasına da yol açıyor. Bu bağlamda çocuk menfaatlerinin öncelikli olarak düşünülmesi gerekiyor.

BM Çocuk Hakları Sözleşmesi, 18 yaş altındaki her bireyi çocuk olarak kabul eder ve bu yaştaki bireylerin hakları “çocuk hakları” olarak tanımlanır. Özellikle çocukların katılım hakkı dijital medya ile doğrudan ilişkilidir. Tanımlanan hakka göre; çocuk düşüncesini özgürce açıklama hakkına sahiptir; bu hak, ülke sınırları ile bağlı olmaksınız; yazılı, sözlü, basılı, sanatsal biçimde veya çocuğun seçeceği başka bir araçla her türlü haber ve düşüncelerin araştırılması, elde edilmesi ve verilmesi özgürlüğünü içerir. Nitekim BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin temelinin özünde de çocukların çıkarlarını gözetmek vardır. Özellikle internetin bu denli hızlı gelişiyor olması çocukların da çevrimiçi ortamda bir birey olarak kabul edilmesi gerekliliğini beraberinde getirmiştir. Şu anda yapılan, internette hak temelli olan araştırmaların birçoğunda da çocuk haklarına atıfta bulunulmaktadır.

Dijital medyanın çocuklara hızlı ve geniş bir bilgi ağı sağlaması ve çocukların öğrenme hakkı için eşi görülmemiş fırsatlar sunması, çağa uyum sağlamaları ve dijital medyada üretici konumunda bulunmaları açısından önemlidir. Bunun yanı sıra dijital medyada yer alan birtakım riskler de hükümetlerin düzenleme ve haklarını koruma alanlarının içine girmektedir. Burada UNCRC için en önemli unsurlardan biri; çocukların internet üzerindeki katılım hakları özgürce sağlanırken aynı zamanda devlet politikaları tarafından hakların korunması ve çocukların zararlı içeriklerden uzakta kalmasını sağlamaktır. Ayrıca internet içeriğini düzenleyici araçların çocuklar için uygun ortamın sağlanması için daha geniş bir perspektifle yaklaşılması gerektiğine vurgu yapılmaktadır.

Bugüne kadar yapılmış birçok ulusal ve uluslararası düzeyde çocukların haklarının savunulması ile ilgili çalışmalar mevcut. Bunlardan bazıları; çocukların cinsel istismardan korunması ve buna karşı alınan önemler, internet üzerindeki yasadışı içeriği ve etkinliği sınırlandırmak adına yapılan düzenlemeler, yasadışı çocuk istismarının üretilmesi ve dolaşımı ile ilgili yapılan yasalardır. Bu düzenlemeler çocukların katılımı, internette özgürce üretim yapabilmeleri adına önemli gelişmelerdir. İnternetin yaygınlaştığından bu yana çevrimiçi çocuk koruma politikaların hedefleri interneti çocuklar için daha güvenli bir platform haline getirme çabasından kaynaklanmaktadır.

Dijital medyada çocuk haklarının bilinirliğinin artması hem çocuklar hem ebeveynler için  önemlidir. Ebeveynlere de bu bağlamda önemli görevler düşmektedir. Ebeveynlerin aile içindeki dijital medya kullanımını yönlendirmesi, dijital medyanın çocukları için birçok imkan sunduğunun farkında olmasının yanı sıra çocuklarının sahip olduğu haklardan da haberdar olmaları ve uygulayabilmeleri gerekmektedir. Şiddet, sömürü, ayrımcılık yetişkinler için bile fazlaca rahatsız edici kavramlarken bu açıdan bakıldığında dijital medyada çocukların karşı karşıya olduğu risklere karşı alınmış ve aile içinde alınacak olan önlemler çocukların dijital medyayı etkin ve verimli kullanmasının yolunu açacaktır. Elbette toplumsal olarak da çocukları sonsuza dek korumak ve zararlı içeriklerden kesin bir şekilde uzak tutmak pek mümkün görünmüyor. Buradaki önemli olan nokta hükümetlerin olabildiğince bu risklerin farkında olup aynı zamanda ebeveynlerin de bilinçlenmesini sağlamak olabilir. Ebeveynler dijital medyanın çocuklarına katacağı değerlerin farkında olup aynı zamanda hem kendileri hem çocukları için birer dijital vatandaş olmalıdırlar.

Çocukların kişisel güvenliğini ve mahremiyetini tehdit eden unsurlar hem ebeveynler hem çocuklar için birincil endişelerdir. Maalesef bu alanda çalışmalar halen yeterli düzeye ulaşmamıştır. Çoğu çocuk kendisini korumak için gereken gizlilik ayarlarını yönetme yetisine sahip olmamakla birlikte tehdite açık bir pozisyonda bulunmaktadırlar.

Öte yandan yeni yönetmelikte yer alan çocukların “unutulma hakkı” da en az çocukların güvenli bir şekilde dijital medyaya katılım hakkı kadar önemli bir yere sahiptir. Çocukların çevrimiçi bilgilerinin korunması, internette yer alan verilerin yayınlanması kapsamında çeşitli düzenlemeleri içeren ve 32 Avrupa Birliği ülkesini kapsayan bu uygulamada, düzenleme kapsamında olmayan ülkelerdeki çocuk bireyler de siber zorbalıkla ya da uygunsuz bir içerikle karşı karşıya kaldıklarında bireysel olarak başvurabilme haklarına sahiptirler.

UNCRC’nin yayınladığı maddelerden bazıları ise çocukların dijital çağda potansiyellerini geliştirmeleri ile ilgilidir. Çocukların çağa uygun olarak dijital zekalarını geliştirmesi, dijital medyaya erişim ve eğitim hakkının desteklenmesi, çevrimiçi kaynaklara ulaşabilmesi de çocukların özgür bir toplumda sorumluluk sahibi bireyler olarak yetiştirilmesi için gereken haklardandır. Eğitimde dijitalliğin ve dolayısıyla çocukların dijital araçlara erişim haklarının göz ardı edilmemesi gerektiği hem eğitimcilerin, hem hükümetlerin hem de ebeveynlerin ortak sorumluluğundadır.

*İpek Kesici, Bilgi Üniv. Medya ve İletişlim Sistemleri Yüksek Lisans

 

Yorum Bırakın