“Jenerasyonlar” ve Dijital Medya

YAZANEda Çalış

“Jenerasyon”, diğer bir deyişle “kuşak” kavramının günlük hayatımızda sıkça kullanıldığını söylemek yanlış olmaz. Gençler ve yaşlılar, çocuklar ve evebeynler ile ilgili her türlü anlaşmazlığı anlatmak için bu kavrama başvuruyoruz. Bahsettiğimiz kutuplar arasında “yaş” bakımından ne kadar yakınlık ya da uzaklık olursa olsun, bakış açılarının nasıl değiştiğinin, beğenilerin, ekollerin ve hatta günlük hayat pratiklerinin bile aralarındaki benzemezliğin jenerasyon farkından kaynaklandığı düşünülür. Peki bu jenerasyonlar ve kuşak farklılıkları nedir, nasıl oluşur?

Jenerasyonun ne olduğu, nasıl sınıflandırıldığı çözülmeye çalışılan sosyolojik problemlerden bir tanesi olagelmiştir. Özellikle Karl Mannheim’in jenerasyon belirlenmesinde, bireylerin doğdukları dönemin özelliği kadar bu döneme ve yaşanan gelişmelere nasıl tepiler verdikleri de önem taşıyordu. Hali hazırda adı konulmuş bir jenerasyonda doğan, yaşı bu döneme uygun olan bireylerin o jenerasyona ait olsalar bile, bu dönemin süre gelen sistemine ne kadar uyup uymadıkları, uzun vadede nasıl tepkiler verdikleri, tepkilerini değiştirip değiştirmedikleri de önemliydi. Bununla birlikte farklı jenerasyonların aralarındaki farklılıkları anlamanın en iyi yolu da, mevcut jenerasyonda doğmuş çoğunluğu oluşturan bireylerin mevcut sisteme adapte olurken ya da bu sisteme uygun yaşamayı öğrenmişken, bir önceki jenerasyon olarak addedilen bireylerin mevcut duruma yeterince uyum sağlayıp sağlayamamalarına ya da gelişime katkıda bulunup bulunamadıklarına bakmak olabilir. Pierre Bourdieu bu bağlamda aslında jenerasyonların zaten doğdukları ve yaşadıkları sisteme ayak uydurduğunu ve buna göre şekillenerek aslında jenerasyonu oluşturmadıklarını ve olması gereken bir döngüyü tamamladıklarını savunmaktadır.

Jenerasyonların farklılaşması gerçekten büyük teknolojik gelişmelere mi ihtiyaç duyar? Bu konuda da bir çok farklı görüş mevcut olmakla birlikte, çoğunluk refleksini ve değişimi gözlemleyebilmek için, farkedilir ölçüde kitleleri etkileyen bir güce ve bu güce ivme kazandıracak farklılıklara ihtiyaç vardır. Ekonomik döngüler, toplumları kitlesel halde etkileyen olaylar –savaşlar,doğal afetler vs- bu yaşanan olayların büyüklüğü ve tepki süresi yeni jenerasyonların ortaya çıkma süresini belirlediği kadar, bir önceki jenerasyon ile aralarındaki uçurumun büyüklüğünü de belirler.  Önemli olan burada farklılaşmaya iten gücün ne olduğu ve ne kadar kuvvetli olduğunun biliniyor olmasıdır. Ancak bu şekilde yapılan araştırma ve anlamlandırmalar sağlıklı olabilir. (Inglehardt, 1990; Brechin and Kempton, 1994; Reimer, 1989)

Toplumlar değişirken ve yeni gelişmelere adapte olurken, bireysel farklılıkları ya da tepkileri jenerasyon tayini için incelemek mümkündür.  Bu anlamda kitlelerin harekete geçmesini, davranış şeklini değiştirmesini ve farkındalık sahibi olmasını sağlaması açısından kitle iletişim araçları veya diğer bir deyişle medya araçları önemli bir yere sahiptir (Arnett, 1995 and Johansson, 2004). Mackenzie Wark (1993) bu konu ile ilgili jenerasyonların artık büyük toplumsal olaylar ya da teknik gelişmelerle değil medya ile tanımlandığını savunmuştur.

Bu anlamda medyanın dönemsel ekonomik ve siyasi değişimlerin kitlelere daha hızlı iletilmesinde ve bu değişikliklere ne tepki verilmesi gerektiğini de içerek şekilde ulaşmasında önemli rol oynadığını söyleyebiliriz. Günümüzde dijital medya araçları bir katalizör gibi, kitlelerin tepkileri ile ilgili düşünme süresini kısaltarak süreci hızlandırmış bulunuyor. Böylelikle de jenerasyonlar arası uçurumun daha hızlı ve bir öncekine göre daha farklı şekillerde açılmasınına neden oluyor.

Internetin ve soyal medya mecralarının hayatımıza girmesi ve yayılması ile birlikte aktif medya kullanımının süresi artmış ve kitlelerin tepki süresi daha da hızlanmış durumda.(Don Tapscott’s book Growing Up Digital). İnternetten önce her coğrafya için farklı dönem ve jenerasyonlardan bahsedilirken ve daha lokal olaylar incenelirken, şimdi teknolojinin gelişmesi ile coğrafi farklılıklar önemini yitirmeye başlıyor. Artık olaylara ya da değişikliklere anlık kitlesel tepkiler verilebiliyor. Internet ve teknoloji pasif medya araçlarına göre daha büyük kitlelere ulaşıp karar ve davranış mekanizmalarını etkiliyor. Dijital teknolojinin içinde doğmamış bir önceki kuşak ile yeni kuşağın arasındaki farklılıklar giderek  artıyor. Bununla birlikte “yeni” dijital kuşağı tanımlamak da zorlaşıyor, farklı jenerasyonlara ait olma yaşının ne olduğu belirsizleşiyor.

kinopoisk.ru

Dijital teknolojinin gelişmesi ile farklı bir jenerasyonun oluştuğu bir gerçek. Son zamanlarda bir çok araştırmacının özellikle anlamaya çalıştığı ve üzerinde çalıştığı X ve Y jenerasyonu  tanımlamaları çokça karşımıza çıkıyor. Yeni jenerasyonların yaş sınırlarını belirlemek, bu kuşaklara ait bireylerin genel ortak özelliklerini keskinleştirmek çok kolay olmuyor çünkü dünya, teknoloji ve kitleler çok hızlı değişiyor. Pek çok kavram, alışkanlık ve gelenek çoğunlukların kavrayabileceği ya da saygı duyabileceği kadar bile kalıcık göstermeyebiliyor.

Eda Çalış, Bilgi Üniv. Medya ve İletişim Sistemleri Yüksek Lisans

Yorum Bırakın