YAZANİrem Bayer

 

Sabancı Üniversitesi’nde Bilgisayar Mühendisliği doktora öğrencisi Günet Eroğlu, okul ve eğitim hayatında öğrenmede güçlük çeken çocuklara yönelik “Auto Train Brain” isimli mobil uygulama geliştirdi.

Mobil uygulama nörogeribeslemeye dayalı olup, öğrenme güçlüğünün bir türü olan ve ilaç ile tedavisi henüz mümkün olmayan disleksinin etkilerini azaltarak çocuklara okullarında başarılı olmalarına yardımcı oluyor.

 

“Auto Train Brain” uygulaması disleksik çocukların okuma hızlarını arttırıyor ve hata oranlarını düşürüyor

Uygulama, disleksikçocukları görsel ve işitsel oyunlarla destekliyor ve kendi beyin sinyallerini kendilerine geri besleyerek (nörogeribesleme) iyileştiriyor.

100 disleksik denek üzerinde test edilen bu uygulamada elde edilen verilere göre, 20’nin üzerinde kullanımdan itibaren disleksik çocukların okuma hızlarını arttırıp, hata oranlarını düşürüyor.

Sabancı Üniversitesi Sanayi İşbirlikleri ve Teknoloji Lisanslama Ofisi ile patent başvurusu yapılan “Auto Train Brain” mobil uygulaması, 31 Aralık 2017’den itibaren Google Play Store’dan, 28 Şubat 2018’den itibaren ise Apps Store’dan indirilebilecek.

Disleksik çocukların dijital medyadan faydalanmaları adına uygulama geliştiren Günet Eroğlu ne diyor ?

Ekibimiz araştırmayı yaparken, Günet Eroğlu ile iletişime geçti. Eroğlu, uygulama hakkında amaç ve düşüncelerini “Uygulamamız  ile daha  okul çağına gelmeden çocuklarda tarama yapabilmeyi, gerektiğinde problemi okul öncesi çağda çözebilmeyi istiyoruz, okul çağına erişen çocuklarda da problem onun özgüvenini zedelemeden, okul hayatına negatif etki bırakmadan çözmeyi umut ediyoruz. Çocukların beyin plastisitesi yüksek olduğu için, çok hızlı bir şekilde uygulamamız ile bilişsel farkları kapatabilmekteler” sözleri ile dile getiriyor.

Disleksi nedir?

Amerikan Psikiyatri Birliği’nin Mental Rahatsızlıklar Tanılama Sistemi’ne göre disleksi; okuma bozukluğu olarak öğrenme bozuklukları içinde yer alıyor.

Avrupa Disleksi Derneği’ne göre tanımı ise “Disleksi; okuma, heceleme ve yazma becerilerini edinmede nörolojik kökenli farklılık.” şeklinde ifade ediliyor.

Disleksi, zeka düzeyi “normal veya normal üstü” olan, “okuma hızı, okuma kalitesi, okumayı öğrenme hızı, okuduğunu anlama ve anlatma becerisi” yaşıtlarına ve zekasına kıyasla beklenin altında olan bireylerdeki okuma bozukluğu olarak kabul ediliyor.

Einstein, Mozart, Leonardo Da Vinci gibi dâhilerde de gözlemlenen disleksi, okuma becerisini etkilediği için ilköğretimin ilk yıllarında fark ediliyor.

Disleksi belirtilerini nasıl sıralayabiliriz?

  • Okumayı öğrenirken zorluk yaşama
  • Okuma hızının beklenenin altında olması
  • Yazarken ve okurken harf atlama
  • Okurken kelimeleri değiştirerek okuma
  • Harfleri birbirine karıştırma (b,d,p gibi)
  • Rakamları ters yazma (3-6-9 gibi)
  • Okuduğunu anlama ve anlatmada zorlanma
  • Ezberlemede zorluk çekme
  • Renkleri karıştırma
  • Sağ ve sol ayrımında zorlanma
  • Kendini iyi ifade edememe
  • Toplama ve çıkarma işaretini karıştırma
  • Ayakkabılarını bağlama gibi motor becerilerde zorlanma
  • Okula gitmek istememe
  • Yazarken sıra, satır atlama
  • İmla kurallarını uygun yazmak zorlanma
  • Noktalı ve noktasız harfleri yazarken ve okurken birbirine karıştırma

Disleksi ile ilgili en çok merak edilenler

Çocuğa disleksi tanısı konmuş olması çocukta zeka geriliği olduğu anlamına gelmiyor. Disleksi tanısının konulması için zekanın normal olması gerekiyor. Disleksik çocukların genel olarak okul başarıları düşük olmakla beraber buradaki ana sorun çocuğun anlayamaması değil sınavda okuma ve yazmada güçlük çekiyor olmasından kaynaklanıyor.

Disleksik çocuklar okuma ve yazma gibi becerilerinde güçlük yaşıyorlar ve bunun üstesinden gelebilmek için diğer çocuklardan daha fazla çaba göstermeleri gerekiyor. Erken yaşta zorluklarla başa çıkmak zorunda kalan çocuklar sorunların üstüne gitmeyi öğreniyorlar. Sorunlarına farklı bakış açıları getirerek eksikliklerini tamamlamak için yeni yöntemler bulmayı öğreniyorlar.

Yapılan araştırmalarda disleksi ile dikkat eksikliği arasında %10’dan %92’ye varan oranlarda bir örtüşme görüldüğü ortaya konuyor.

Öğrenme güçlüklerine erken dönemde müdahale çok önemli. Ne kadar erken fark edilirse o kadar kolay bu güçlük aşılabiliyor.

Disleksik çocuklar okuma ve yazmada güçlük çektikleri için başarısızlık duygusuyla çok fazla karşılaşıyorlar ve buna bağlı olarak da kendileriyle ilgili olumlu algı geliştiremeyip öz güven problemleri yaşıyorlar.

Disleksinin ilaç ile tedavisi mümkün olmayıp, en etkili çözüm eğitim olarak kabul ediliyor.

Disleksinin tek çözümü eğitim

Disleksi okul çağı çocuklarının %10 – 15’inde görülüyor. Yapılan araştırmalara göre ilkokul 1.,2.,3. sınıflarda tanının yapılmış olması çocukların %83’nün yaşamını sorunsuz devam ettirmesini sağlıyor.

Çocukluğunda disleksik olanların yetişkinlikte bağışıklık sorunları azaldığı için okumada daha az sorun yaşamlarına rağmen, ilerleyen yaşlarda Alzheimer potansiyelleri olabiliyor. Bu sebeple yaşam boyu sürekli eğitim, bilişsel kapasitenin geliştirilmesi önem taşıyor.

Öne çıkan görsel kaynak: xtrlarge.com

 

Yorum Bırakın