YAZANİrem BAYER

 

 

 

Günümüzde çocukların dijital medya kullanımı için ebeveynlere yol gösterme iddiasıyla birçok bilgi dolaşıma giriyor ve yayılıyor. Peki bunların hangileri yararlı, hangileri yanıltıcı? Aileler çocuklarının neredeyse tüm hayatını kaplayan akıllı telefonları akıllı şekilde kullanmaları içinonlara kılavuzluk edecek, bilmediklerini öğretecek kaynaklara ihtiyaç duyuyorlar. Ne var ki bu alanda güvenilir bir Türkçe kaynak bulmak, yakın zamanlara dek hayli zordu. Çocukları Sanal Dünyada(n) Koruma Kılavuzu (Hayykitap, 2018), işte bu boşluğu doldurmayı hedefleyen bir çalışma. Dijital Medya ve Çocuk olarak kitabı sizin için değerlendirdik.

Psikolog Dr. Mehmet Şakiroğlu ve Dr. Cansel Poyraz Akyol tarafından kaleme alınan bu kitap, akıllı telefonlarla dost olmayı başarmanız için yol gösterici olma düşüncesinden doğmuş. Kitap, daha kapak tasarımından itibaren ilgi çekmeyi başarıyor diyebiliriz; çünkü bir akıllı telefon şeklinde.

Kitap beş bölümden oluşuyor. Her bölümde farklı konular; araştırmalar, referanslar, röportajlar ve istatistiksel veriler eşliğinde okuyucuya sunuluyor. Her bölümün sonunda yazarlar, ebeveynlere yönelik önerilerini madde madde sıralıyorlar.

“Sosyal medya gençlere özgür bir alan sunuyor”

Kitabın çarpıcı önermelerinden biri, gençlerin ve ergenlerin, sosyal medyada gerçekte olduğundan daha fazla güç ve kontrole sahip oldukları yönündeki saptama. Genç bireyler,profillerini kişiselleştirirken sadece istedikleri bilgileri, resimleri ve düşünceleri paylaşarak kendilerinin en iyi yönlerini gösteriyorlar. Böylece “ideal ben” kavramını kolaylıkla ortaya koyuyorlar. Bu kavramın olumlu ve olumsuz yanlarına kitapta ayrıntılı olarak değiniliyor.

“Risk ve kriz varsa çözüm de var”

Kitap ebeveynlere, çocuklarıyla doğru iletişim kurabilmek için, onların içinden geçtikleri gelişimsel dönemin özelliklerinin farkında olunması gerektiğini hatırlatıyor. Ergenlik, bireylerin kimlik gelişiminin devam ettiği bir süreç. Dolayısıyla çocukların, sosyal medya profillerinde farklı kimlik rollerini deneyimlemelerini normal karşılamak gerekiyor. Bu dönemde çocuklar, ebeveynlerinden ziyade akranları ile iletişim kuruyorlar. Kitapta da vurgulandığı gibi, ebeveynler bu noktada kendilerini dışlanmış hissetmemeli; duyguları ile baş edebilmeleri için onlara yardımcı olmalılar. Kitap bu noktada yararlı ipuçları sunuyor. Ebeveynlerin sosyal medyayı çocuklarıylabirlikte kullanmalarına ve dijital dünyada karşılaşabilecekleri olayları onlarla konuşmalarına yönelik öneri de bu ipuçlarından biri. Dijital Medya ve Çocuk olarak bu yöndeki önerilere daha önce pek çok yazımızda yer vermiştik.

“Nomofobi” nedir?

nomofobi

Kitapta, gündelik kullanımda yer almayan kimi terimlerle karşılaşıyoruz. “Nomofobi” de bunlardan biri. Bu terimi daha önce duymadıysanız kısaca açıklayalım: Nomofobi; akıllı telefonu kaybetmek, evde,işte unutmak ya da telefonun şarjının bitmesi sonucunda yaşanan kaygıya verilen isim. Kitapta nomofobi belirtilerive risk grupları da inceleniyor.

 

Siber zorbalıkla başa çıkmak

Dijital medya ve çocuk ilişkisi dendiğinde akla gelen başlıca sorunlardan biri olan siber zorbalık, kitabın konuları arasında ağırlıklı bir yer tutuyor. Yazarlar ebeveynlere her şeyden önce, çocuklarının hangi dijital oyunları oynadıklarını öğrenmeyi öğütlüyor. Daha sonra bu oyunların şiddet ve yönlendirme içerip içermediğine dikkat etmelerini ve oyun tercihlerini çocuklarıyla birlikte yapmalarını öneriyor. Kitaptaki bir başka öneri de, ebeveynler ve çocukların dijital oyunları beraberce oynamaları. Aileler böylelikle, çocuklarının ne ile karşı karşıya olduklarını ilk elden gözlemleme ve deneyimleme şansına kavuşabiliyorlar. Bu önerilerin yanı sıra, ailelerin bilinçli davranmaları ve çocuklarını ciddiye alıp onları dinlemeleri gerektiğine yer veriliyor. Çocuklara kulak verirken sakin olunması ve suçlayıcı dilden uzak durulmasının da altı çiziliyor.

Bağımlılık: Dikkatle kullanılması gereken bir sözcük

Kitapta ağırlık verilen konulardan biri de internet ve dijital medya bağımlılığı. İnternet bağımlılığına yönelik davranışçı müdahaleler için artırılması ve azaltılması hedeflenen davranışlar kitapta belirtiliyor. Kitabın en sonunda ise internet bağımlılığı tedavisi için uzman tavsiyeleri yer alıyor. Tedavi ve destek süreçlerinde kullanılabilecek teknikler okuyuculara aktarılıyor. Ayrıca, bir kişinin ne zaman bağımlı sayılacağı, bağımlı olma sebepleri ve kimlerin internet bağımlılığına daha yatkın olduğu hakkındaki sorulara da farklı bilimsel araştırmalara dayalı yanıtlar aranıyor. Bu noktada Dijital Medya ve Çocuk ekibi olarak, “bağımlılık” sözcüğünün büyük bir dikkat ve ihtiyatla kullanılmasından yana olduğumuzu bir kez daha yinelemekte yarar görüyoruz. İnternet bağımlılığı kavramı dünyada da tartışılıyor. Çeşitli bağımlılık tanımlarından hareketle, böyle bir bağımlılık türünden söz etmenin doğru olup olmadığı üzerine pek çok sav ve varsayım ortaya atılıyor. Elbette, yapılan araştırmalar, özellikle gençlerin ve küçük yaştaki çocukların ekran karşısında fazla zaman geçirdiklerini doğruluyor. Ne var kibir çocuğa, üzerinde henüz uzlaşmaya varılamamış bir alanda bağımlılık tanısı koymanın nasıl sonuçlar doğuracağını da titizlikle değerlendirmek gerekiyor.

Şakiroğlu ve Akyol’un özenli çalışması, dijital çağın çocuklarına yönelik Türkçe kaynak eksikliğini önemli ölçüde dolduran, kapsamlı bir başvuru kitabı. Dijital Medya ve Çocuk olarak, ebeveynlere akademik bilgiden yola çıkarak kılavuzluk edecek yayınların nitelik ve nicelik bakımından daha da artmasını diliyoruz.

 

 

 

 

Yorum Bırakın