“Kontrolsüz İnternet Karanlık Sokaktan Farksız!”

YAZANEda Yılmayan

 

Çocukların dijital medya araçları ve internet kullanımını dijital hak olarak tanımlayan UNICEF, her gün 175 binden fazla çocuğun ilk kez internetle tanıştığını, bunun her yarım saniyede yeni bir çocuk anlamına geldiğini belirtiyor.1 Dijital erişim bu çocuklara büyük yararlar ve fırsatlar sunarken bir dizi riski de barındırıyor. Siber zorbalık, cinsel sömürü, zararlı içerikler, özel bilgilerin kötüye kullanımı, ölümle sonuçlanabilecek şiddet içerikli oyunlar bu risklerden birkaçı.

Bugünlerde ise ailelerin gündeminde Momo isimli yeni bir oyun var. Bir WhatsUpp uygulaması olarak ortaya çıkan oyunun karakteri patlak gözlü, soluk benizli, korku filmlerinden fırlamış gibi görünen bir kadın. Japonya’daki bir sergide yer alan ve Instagram’dan fotoğrafın bulunup WhatsApp profili oluşturulmasıyla dünyaya yayılan uygulama, çocukların korkulu rüyası haline gelmiş durumda. 12 yaşındaki bir çocuğu intihara sürükleyen Momo kendisiyle iletişime geçenlere şiddet içerikli fotoğraflar gönderiyor.

Ekranları kapamak çözüm olamaz!
Çocukların yaşamında dijital medya araçlarının artan rolü ve medyada yer alan olumsuz haberler ebeveynlerin endişesinin artmasına sebep oluyor. Ancak medya araçlarının faydasından çok zararlarına odaklanılması yeni değil. Örneğin radyonun uykusuzluğa yol açtığı, çizgi romanların çocukları ‘suça yatkın ve dağınık’ hale getirdiği düşünülmüştü. Televizyonunun toplumdan soyutlanmaya yol açtığından ve video oyunlarının çevrim dışı geçirilen zamanlarda hırçınlığa sebep olduğundan şikâyet edilmişti. Matbaa için ise İngiliz şair Andrew Marvell “Hey Matbaacılık! İnsanlığın huzurunu nasıl da bozdun!” diye yazar.2 16. yüzyıla kadar geri gidecek olursak yazmanın unutkanlığı arttıracağından ve kitapların ve matbaanın bugün aşırı bilgi yüklemesi olarak adlandırdığımız duruma yol açacağından da endişe eden kitleler olmuştu.3 Gelişen medya teknolojileri hiç kuşkusuz insanların yaşamlarında köklü değişimlere neden olmakta. Ancak bu teknolojilerin yararlarından çok zararlarına odaklanmak, ekranları kapatmak bu çağa doğan çocuklar için çözüm olmayacak. Onun yerine özellikle erken çocukluk döneminde (0-6 yaş arasında) çocuklara ev ortamında ve anaokulundan başlayarak doğru medya kullanımının öğretilmesi, ailelerin çocuklarına kendi medya kullanımlarıyla rol model olması çocukların dijital çağa hazırlanmalarına yardımcı olabilir.

Kontrolsüz internet karanlık sokaktan farksız!
Mavi Balina, Momo ve diğer tehlikeli oyunlardan çocukları korumak için öncelikle ailelerin eğitilmesi gerekiyor. Bunun bir eğitim politikası haline gelmesi çocukların da hızla gelişen dijital çağda güvenle var olabilmelerini sağlayabilir. Ancak yapılan araştırmalara göre medya okuryazarlığının Türkiye’de yeterli düzeyde olmadığını görüyoruz. Avrupa ülkeleri arasında internet güvenliğinde dijital medya okuryazarlığı verilerine bakıldığında bu oran 4.2 iken Türkiye’de 2.6.
Dijital medya okuryazarlığının yanı sıra ailelerin çocuklarına doğru rehberlik yapabilmesi için kendi medya kullanımlarını da gözden geçirmeleri gerekiyor. Örneğin tüm ailenin hep birlikte olduğu bir akşam yemeğinde anne veya baba elinde telefonla yemeğini yiyorsa çocuğuna doğru rehberlik yaptığından söz edemeyiz. Anne ve babasını sıklıkla bilgisayar, telefon ve tablet bilgisayarla gören çocuğun medya kullanım alışkanlığı da bu şekilde gelişiyor.4

İnternet gibi her türlü görüntü ve bilgiye erişilebilecek bir ortamda çocukların yalnız bırakılmaması önemli. Siber suçlar ve internet güvenliği alanında çalışmalar yürüten Yaşar Üniversitesi Bilgisayar Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ahmet Koltuksuz, filtreleme sistemlerinin ebeveynler tarafından mutlaka kullanılması ve zaman zaman güncellenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. “Akşam saatlerinde yaşadığınız kentin bazı semtleri vardır ki kendiniz de gitmezsiniz çocuğunuzu da göndermezsiniz. İnternet de böyle bir şey. Karşınızda görmediğiniz ama orada var olan her türlü kötü niyetli insan olabilir. Çocukları koruyabilmek için yasal yazılımların kullanılması ve filtrelerin olması önemli. Ayrıca anti virüs programlarının çalıştırılması gerekir. Aksi takdirde çocuğunuzu karanlık bir saatte kentin istenmeyen bir yerinde yalnız bırakmış olursunuz. Çocukların dijital güvenliği için ailelere bunun anlatılması gerekiyor.” 5

Medya teknolojileriyle yeni çağda çocukların edinmeleri gereken önemli bir kazanım da dijital dünyada haklarını bilen, bu yeni teknolojileri doğru ve etkin kullanan, güvenliğinin farkında olan dijital zekâya sahip bireyler yetiştirmek. Ancak dijital medya kullanımına ilişkin kaynak yetersizliği ebeveynlerin de çocuklarını doğru yönlendirmelerinde sıkıntılara yol açıyor.

Teknoloji ve Çocuk Gelişimi Uzmanı Kristy Goodwin’in yakın zamanda yayınlanan “Dijital Dünyada Çocuk Büyütmek” kitabı ebeveynler için iyi bir kaynak olabilir. Goodwin kitabında çocuk gelişimi ve nöroloji ile teknolojinin nasıl kesiştiğine ilişkin çarpıcı veriler sunuyor. Bu veriler ışığında ailelerin çocuklarını tablet bilgisayar, televizyon gibi medya araçlarını yasaklamadan veya fişini çekmeden nasıl yönlendirebileceği aktarılıyor. Ayrıca Bilgi Üniversitesi bünyesinde Dr. Öğretim Üyesi Esra Ercan Bilgiç’in yürüttüğü Dijital Medya ve Çocuk platformu bu alanda yapılan uluslararası çalışmaları yansıtmakta, ailelere doğru medya kullanımına ilişkin ipuçları veriyor.

Bu yazının daha uzun bir versiyonu “Artık sıra dijital medya okuryazarlığında” başlığı ile 18.11.2018 tarihli BirGün Pazar Gazetesi‘nde yayımlanmıştır.

1 UNICEF, 2018, http://unicef.org.tr/basinmerkezidetay.aspx?id=32835
2 Asa Briggs, Peter Burke, Gutenberg’den İnternet’e
3 UNICEF, Dijital Dünyada Çocukların Durumu, 2017
4 https://www.commonsensemedia.org/blog/be-a-role-model-find-a-healthy-balance-with-media-and-technology
5 https://www.youtube.com/watch?v=riy-UHs2uvc&t=756s

Leave A Comment