YAZANRojda Oğuz

 

“Nefret söyleminin temelinde önyargılar, ırkçılık, yabancı korkusu/düşmanlığı, tarafgirlik, ayrımcılık, cinsiyetçilik ve homofobi yatar. Kültürel kimlikler ve grup özellikleri gibi unsurlar nefret söyleminin kullanılmasını etkiler, ancak özellikle de, yükselen milliyetçilik ve farklı olana tahammülsüzlük gibi koşullarda, nefret dili yükselir ve etkisini arttırır.” Nefret söylemi, nefretsoylemi.org web sitesinde bu şekilde tanımlanıyor.

 

Türkiye’de nefret söyleminin siyasette, medyada, sporda ve pek çok kültürel alanda yaygın olduğunu gözlemlemek mümkün. Nefret söylemi yalnızca Türkiye’de değil, dünyada da yaygın olarak gözlemleniyor. Maalesef bu söylemler çocukların da içinde yaşadığı kültürel hayatı zehirliyor. Peki bu tür söylemlerle çocuklar en çok nerede karşılaşıyor?

 

Common Sense Media internet sitesinde Caroline Knorr tarafından yazılan makalede, nefret söyleminin her yerde olduğu vurgulanıyor. Knorr, ‘Dini inanç, etnik köken, cinsel kimlik, cinsiyet, ırk ya da gerçekten, her şeye karşı trollerin, aşırılıkçıların, yanlış bilgilerin ve grup zihniyetinin körüklediği bu zulüm türü doruk noktasına ulaştı’ diyor. Knorr’a göre bu fikirlerin yoğunluğu, çocukların bunları görme sıklıkları ve pek çok kişinin bunları yalnızca internet yaşamının bir parçası olarak görüp kabullenmesi, çocuklarla bu zor konuyu konuşmanın kritik öneme sahip olduğunu bize hatırlatıyor.

 

Çocukların nefret söylemleri ile en çok karşılaştığı ortamlar arasında sosyal medya mecraları ve YouTube bulunuyor. Örneğin paylaşılan içeriklerin veya videoların altına yazılan yorumlar bu anlamda dikkat çekiyor. Çocuklara ait YouTube hesaplarının altına yazılan nefret içerikli, küfür, aşağılama, küçük düşürme, hor görme gibi söylemler bazen siber zorbalık bazen de nefret söylemi olarak karşımıza çıkıyor. YouTube yayınladığı üç aylık denetim raporunda 7,8 milyon videonun bu nedenle kaldırıldığını açıkladı. Ayrıca, yaklaşık 1,7 milyon kanal ve 224 milyonun üzerinde yorum da topluluk politikalarını ihlal ettiği gerekçesiyle silindi. Türkiye de kaldırılan videolara sahip ülkelerden biri.

 

 

Çocuklar Rol Model olarak Etrafındakileri Örnek Alıyor

 

Konuyla ilgili görüşüne başvurduğumuz, İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Aslı Tunç, Türkiye’de yaşayan çocukların yaşanılan gergin ortamdan çok fazla etkilendiğini düşünüyor. Çocukların sanal ortama, ailelerinin, öğretmenlerinin ve akranlarının birbirlerine karşı olan öfkesini taşıdıklarını belirten Tunç, “Biz sanal ortamda gerçek yaşamda gördüğümüz nefretin belki de çoğalmış halini görüyoruz ve daha görünür kılınmış şekliyle aslında bizim suratımıza çarpıyor. Çocuklar rol model olarak etraflarındaki insanları örnek alıyorlar. Aslında bu kötü veri çocuklar için çünkü herkes birbirlerine karşı sivri” diyor.

 

Çocuklar Davranışlarının Acıtıcı Olduğunun Farkında Değil!

 

“Çocukların kendi aralarında da bir şiddet örgüsü var; akran zorbalığı, siber zorbalık gibi” diyen Tunç, çocukların yaptıkları söylemlerin ne kadar acıtıcı olduğunun farkında olmadıklarını, nefret söyleminin ne olduğunu çoğu zaman bilmediklerini kaydediyor. Tunç, “Saf bir acımasızlık da çocukları esir alabiliyor. YouTube çocuklar için artık büyük bir bilgi kaynağı. Orada filtresiz bir fikir dolaşımı var. Küfür, saldırganlık var. Gerçek yaşamda söyleyemeceği şeyleri orada söyleyebiliyor kendince. Çocuklar sadece fiziksel acıyı biliyorlar. Tekme atmak, itmek gibi… Ama bir çocuğa çirkin, şişman demenin, hırpalamanın ne kadar acıtıcı olduğunu çocuklara küçük yaşta öğretmek gerek” şeklinde konuşuyor.

 

Türkiye’de Siber Zorbalık Çok Yaygın

 

Siber zorbalığa ve nefret söylemlerine karşı toplumun duyarlı olması gerektiğine dikkat çeken Tunç şunları ekliyor: “Fiziksel durumlara göre aşağılamak küçültücü ve aşağılayıcı şeylerdir. Ayrımcı dil her zaman nefret söylemi değildir elbette ama bunun sınırını nerede çizdiğinize bağlıdır. Çocuklar bunların boyutunu bilemez. Bazen çocuklar acıttığını bilerek daha fazla üstüne gidiyor. Kimse bunlara tepki de göstermiyor. Çocuklar da bunu zararlı görmüyor. Eğitim sisteminde nefret söylemi lüks olarak görülüyor. Siber zorbalık Türkiye’de batı işi olarak görülüyor. Ancak Türkiye’de siber zorbalık çok yaygın. Çocuklar akranlarından duydukları şeylerden çok daha fazla etkileniyorlar. Akranların gözüne girmek çocuklar için çok önemli. Alaya uğramak çocukları incitiyor. Bu acımasızlığı sanal ortam çok görünür kılıyor. Çocuklar bu ortamlarda kendilerini anonim sanıyorlar. Hiç bulunamayacağını sanıyorlar. Bazen sırtları bile sıvazlanıyor. Toplumsal duyarlılık gerektiriyor. Ailelerin, öğretmenlerin, medyanın bu anlamda hep beraber duyarlı olmaları gerekiyor.”

 

Çocuklar Dev Bir Sosyal Deneyin Kobayları!

Nefret söyleminin yönleri hakkında Knorr ise yazısında ebeveynlere şu önerilerde bulunuyor: “Nefret söyleminin tüm yönleri hakkında, nefret söyleminin ne olduğu, neden incitici olduğu, karşılaştıklarında ne yapmaları gerektiği ve hatta nefret söylemine meylederlerse ne yapılması gerektiği konusunda sizinle konuşabilirlerse, çocuklar karşılarına çıkan her ne olursa olsun baş etmek için çok daha donanımlı olacaklardır. Düşündüğümüzde, bugün çocuklar dev bir sosyal deneyin, özgür ve açık kamusal ifade deneyinin kobayları durumunda.”

 

Nefret Söylemiyle Baş Etmek İçin Çocuklarla Tartışabilecek Birkaç Konu ve İpucu

 

Makalesinde Knorr nefret söylemiyle baş etmek için ebeveynlerin çocukları ile yapmaları gereken konuşmaları birkaç madde halinde sıralıyor:

“Nefret söylemi nedir? Nefret söyleminin tanımına bakın ve çocuklarınızın nefret söylemiyle karşılaşıp karşılaşmadığı hakkında onlarla konuşun.”

“Birinin şaka yapmaya mı çalıştığını yoksa sözcüklerinin amacının incitmek mi olduğunu nasıl ayırt edebilirsin?”

“Nefret söylemi insanları nasıl etkiler? Zalim bir dille hedefe koyulan bir grubun üyesi olsaydın kendini nasıl hissederdin?

“Nefret söylemine az ya da çok maruz kalmanın önemi var mı?”

“Farklı toplumsal statülere sahip insanlar (örneğin popüler bir çocuk ve yalnız bir tip) nefret söyleminden farklı mı etkilenirler?”

“İnternetteki nefret söyleminde senin rolün ne? Nefret söylemine başvuran kişi veya kişilere karşı ses çıkarırken kendini güvende hissediyor musun?”

“Bunu yapmak seni daha mı havalı hissettirir, yoksa tam tersi, grubun bir parçası değilmiş gibi mi hissettirir?”

 

Özellikle YouTube’da bulunan videolarda karşılaşılan herhangi bir nefret söylemi örneğinde Knorr, bunun şikayet edilmesi, engellenmesi ve asla paylaşılmaması gerektiğinin altını çiziyor.  Knorr, çocukların yaşlarına uygun olarak tasarlanmış medya içeriklerinin ve yine dünya üzerindeki çeşitli nefret söylemlerini tetikleyen tarihi olayların mutlaka çocuklara uygun bir dille anlatılması gerektiğini belirtiyor.

Kaynaklar:

http://www.nefretsoylemi.org/

Where Kids Find Hate Online, Caroline Knorr, 10/31/2018, www.commonsensemedia.org/

Leave A Comment