Dijital dünyada kişisel veri  gizliliği (mahremiyet)

İnternetin ilk dönemlerinde yalnızca bize sunulan bilgiye erişebiliyorken; bugün, içerik üreten kullanıcılar haline dönüşmüş durumdayız. Dijital dünya artık hayatımızın tam da merkezinde yer alıyor. Çoğumuz, sosyal medya hesaplarını kontrol etmeden güne  başlamıyor. We Are Social Digital 2019 raporuna göre, Türkiye’nin nüfusu bugün 83 milyon ve yaklaşık olarak 52 milyon kişi aktif olarak sosyal medyayı kullanıyor. İnternetin ve sosyal medyanın bu denli büyümesi kaçınılmaz olarak bazı sorunları da beraberinde getiriyor.  Sosyal medya hesaplarında başlıca, gidilen yerler, yenilen yemekler, yıl dönümleri vb. paylaşımlar mevcut. Bu paylaşımlar bazen çok mahrem konulara da ilişkin olabiliyor. Çoğumuz kişisel bilgilerimiz olan; kim olduğumuzu, nerede yaşadığımızı, doğum tarihimizi, fotoğraflarımızı, şifrelerimizi, banka hesaplarımızı, ailemizi, değer verdiğimiz ya da endişelendiğimiz şeyler ile ilgili görüşlerimizi ve sorunlarımızı paylaşmakta sakınca görmüyor. İşte tam da burada, kişisel verilerin mahremiyeti konusu gündeme geliyor. Elbette birisinin kendisine ait kişisel bilgileri, diğer kişilere açıp açmayacağına ve bunu yapacaksa ne ölçüde yapacağına karar verme hakkı var; ancak günümüzde, dijital ortamda kullanılan bazı algoritmalar ile bu bilgilerin farklı ve kötü niyetli amaçlar için kullanılabileceğinin unutulmaması özellikle çocuklarımız açısından önemli bir konu olarak karşımıza çıkıyor.   

Çocukların kişisel verilerinin gizliliğinin önemi   

Çocuklar da tıpkı yetişkinler gibi sosyal medyada dolaşırken, arama motorlarını, e-ticareti kullanırken, oyun oynarken, uygulama indirirken ve mobil konum hizmetlerinden yararlanırken dijital ortamda iz bırakıyor. Hatta verilerin bir kısmı daha onlar doğmadan önce toplanıyor. Bu verilerin toplanmasına ve kullanılmasına, çocukların bilerek onay verebilecekleri yaşa gelmeden ebevenleri aracılık ediyor. Bu veriler kopyalanıp, analiz edilip, saklanıp, diğer verilerle birleştirilip üçüncü şahıslarla paylaşılıp, kâr amacıyla ya da başta güç ve marjinal konumdakiler olmak üzere sömürülmek için kullanılabiliyor. Dijital ortamda biriken bu veriler, çocukların güvenliği, özel yaşamı ve gelecekteki yaşam tercihleri konusunda olumsuz etkilere yol açma potansiyelini de beraberinde geliyor.

Çocukların kişisel verilerinin gizliliği, özellikle çocukların psiko-sosyal gelişimleri, etik kurallar, çocukların kişilik hakları ve hukuk açısından önem arzediyor. Dijital Medya ve Çocuk Platformu olarak bu konulara kısaca değinmek istedik.

 Psiko-sosyal gelişim açısından yaklaşım   

Çocukların psikolojisi üzerinde olumsuz etki eden konuların başında çocuk istismarı geliyor. İnternet ortamında bir kişiye yada bir gruba yapılan sosyal, sözel, psikolojik saldırıların tümü olarak tanımlanan siber zorbalık ve çocukların Facebook, Twitter, Instagram, Whatsapp yoluyla, hatta oyun portallarında bir kişinin bu ağları kullanarak çocuk ile bir mesaj yoluyla iletişime geçerek cinsel faaliyetlerde bulunmasını sağlamak için çocuğu bir süre manipüle etmesi olarak tanımlanan siber uşaklaştırma eylemleri, çocuk istismarının sanal yolla yapılan biçimleri olarak karşımıza çıkıyor; ve bunun sonucu olarak Sosyal medya araçları, özellikle pedofiller için çocukları çok rahat istismar edebilecekleri bir ortamı sağlıyor.

Tüm bunların sonucu olarak, çocuk istismarı ve ihmali, yaşamın erken dönemlerinde karşı karşıya kalınan önemli bir stres kaynağı olarak çocuğun sağlıklı gelişimini engelliyor; bedensel zararlara ve psikolojik sorunlara yol açıyor. Gerek çocuklukta gerekse yetişkinlikte sosyal, duygusal, davranışsal ve bilişsel uyum sorunları ve psikopatolojilerin olduğu bazı kaynaklarda belirtiliyor (Claussen, Crittenden, 1991).

Etik açıdan yaklaşım

Dijital dünya, pazarlamacılar açısından bir tüketiciye ulaşmanın ve etkilemenin kolaylaştığı, üretimin buna göre biçimlendirilebildiği, maliyetlerin düştüğü yeni bir evren oldu. Küresel rekabet, yüksek kar beklentisi, ekonomik sistemin tüketim odaklı oluşu etik ile ilgili tartışmaları gündeme taşıyor. Dijital dünyada da tüketim, artık zaman ve mekandan bağımsız hale geldi. Kullanıcılar, bu ortamda kendilerini mobil cihazlarıyla özgürleştiklerini hissetseler bile, kendilerinin tüketici olarak görüldüğü bu yeni evrende değişen pazarlama stratejilerinin hedefi olmaktan kurtulamıyor. Kişinin mahremiyetine saygı duyma ve sınırlarını ihlal etmeme, hem hukuki hem de etik bir gereklilik. Haberleşme hakkı ve bunun gizliliği de mahremiyet hakkına dahil oluyor. Kullanıcıların haberleşme, bilgi toplama, alışveriş ve eğlence için internet üzerinde gerçekleştirdikleri her eylem, yani onların yaşam tarzlarının şifreleri olan bilgiler toplanıyor. Bu bilgiler, tüketici davranışlarını anlamada ve uygun pazarlama stratejileri kullanmada önemli bir ‘veri madeni’ oluyor. Burada etik olmayan, kullanıcıların kişisel bilgilerinin haberleri ve istekleri dışında ticari bir amaçla kullanılıyor olması. Ücretsiz e-posta, arama hizmeti, sosyal platform üyelikleri, mobil uygulamalar sayesinde bu küresel şirketler kişisel bilgilerin ve internet hareketlerinin verilerini devlet kurumları dışında pazarlama şirketleriyle de paylaşarak kişinin özel alanına saldırıyor (Kalan, 2016).

Özellikle çocuklarımıza yönelik tehlike, oyun içi reklamlarla karşımıza çıkıyor. Oyun içi reklam, reklam ile oyunun iç içe kullanıldığı oyunlar aracılığı ile bir ürünün tanıtımını yapma, yeni ürün geliştirmeye yardımcı olma, hedef kitle ile ilgili veri tabanı oluşturma ve marka deneyimi yaratma amaçlarına yönelik olarak yapılandırılıyor. Bazı oyun içi reklam uygulamalarında ise ürün, ana öğe olarak sunuluyor ve oyunun sınırları içinde oyuncunun ürünü deneyimlemesi sağlanıyor. Bir uygulamada oyun oynanırken oyunun içinde ürünün özellikleri açıkça gösteriliyor. Özellikle çocuklara yönelik bu uygulamalarda, ürünün özellikleri bir karakter tarafından anlatılıyor (Özkaya, 2010).

Bu durumda, reklam verenlerin etik kavramının bir alt başlığı olan mesleki etik kurallarına uyması büyük önem arzediyor.

Çocuğun kişilik hakları açısından yaklaşım  

2018 yılının başlarında BBC’de yayınlanan bir habere göre, 16 yaşındaki bir çocuk, İtalya’da kendi rızası dışında sosyal paylaşım ağlarında fotoğraflarını paylaşan annesine karşı açmış olduğu davayı kazandı. Dava neticesinde mahkeme, çocuğun kişilik haklarının korunması amacıyla şikâyete konu olan paylaşımların silinmesine hükmetti. Annenin gelecekte benzer davranışlarda bulunması durumunda da önleyici tedbir olarak on bin Euro tazminat ödemesine karar verildi.  Bu ve buna benzer örneklerden hareketle kısaca bir çocuğun fotoğraf, ses ve görüntülerinin ebeveyn ve diğer üçüncü şahıslar aracılığı ile sosyal medya araçları üzerinden izinsiz paylaşılması çocuğun kişilik haklarını, özel hayatını ihlal etmek anlamına geliyor. Paylaşımı yapılan resim, ses ve görüntülere ilişkin daha sonrasında rıza göstermemesi gündeme gelebiliyor. Dolayısıyla da çocukların medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip oldukları yaşa geldiklerinde ana ve babalarının, öğretmenlerinin veya diğer üçüncü kişilerin yayınlamış oldukları resim, ses ve görüntülere karşı hukuki yollara başvurma hakkı ortaya çıkıyor (Serin, 2019).

Türkiye’deki mevzuatlarda çocukların kişisel verilerinin korunmasına ilişkin doğrudan bir düzenleme yok; ancak başta 6698 sayılı yasa olmak üzere konuya ilişkin genel düzenlemelerden yola çıkarak bir sonuca varılması mümkün. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları sözleşmesi, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi gibi çocuk haklarıyla ilgili uluslararası mevzuatlarla ile beraber Türk hukuk sisteminde de düzenlemeler yapılıyor. Çocuk Hakları Konusunda Türk Hukukunda Anayasa, Türk Medeni Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Çocuk Koruma Kanunu, Çocukları Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu gibi düzenlemeler bulunuyor.  

Çocukların veri gizliliği ile ilgili  öneriler

Çocukların dijital haklarını savunup bu hakları yaşama geçirmelerini sağlayacak bilgi ve becerilerin öncelikle ebevenler tarafından edinilmesi ve bunları çocuklarıyla paylaşmaları büyük önem taşıyor. Bu amaçla, internetteki uygulamalarda aşağıda bahsi geçen konulara dikkat çekmek isteriz.

İnternetteki uygulamalarda:   

 – Neyi kabul ettiğinizi bilin,

 – Kullanılan uygulamaların ve cihazların hakkınızda topladığı ve paylaştığı verileri bilin,

– Şifrelerinizi koruyun, gizlilik ayarlarını kontrol edin,  

– Çevrimiçi profillerinizi ve cihazlarınızı temizleyin,

-Ne paylaştığınızı ve haklarınızı bilin (LSE, My data and privacy online , 2019).  

Kaynakça     

Claussen, A. H., Crittenden, P. M. (1991). Physical and psychological maltreatment: Relations among types of maltreatment. Child Abuse & Neglect, 15(1-2), 5–18.

Kalan, Özlem. (2016). Yeni medyada reklam ve etik sorunlar. Atatürk İletişim Dergisi,10, 71-89.

Serin, Hüseyin.(2019). Sosyal Medyada Çocuk Hakları İhlalleri: Ebeveynler ve Öğretmenler Farkında mı?  Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 1-27.

My Data and privacy online A toolkit for young people Children’s data and privacy online: a brief for parents , 2019, LSE  

http://www.lse.ac.uk/my-privacy-uk/Assets/Documents/Brief-parents.pdf

Özkaya,  B. (2010). Reklam Aracı olarak Advergaming. Marmara Üniversitesi İ.İ.B.F. Dergisi, 455-478

We are social (2019)