Dijital Dünyada Çocukları Korumak mı Çocuk Haklarını Korumak mı?

Önceki nesiller, ergenlik veya yetişkinlik dönemine kadar dijital medyaya maruz kalmamış olsa da 2000’lerde doğan çocukların çoğu dijital medyayı bebeklik döneminde kullanmaya başladı.  Bir restoranda, yetişkinler yemek yerken bir çocuğun telefon ile oynadığını görmek nadir rastlanan bir olay değildir. Çocukların oyun ve medya alışkanlıklarına karşı savaşmak, dalgaya karşı kürek çekiyormuş gibi hissettirebilir ancak ekran başında geçirilen zaman hem çocuklar hem de yetişkinler için kaçınılmazken dijital dünyayı şeytanlaştırmak aslında istediğimiz sonuçların tersinde bir sonuç elde etmemize sebep olabilir. Çocukların dijital dünyadaki varlığı ebeveynler için çocukları hakkındaki bilgilere ulaşılabilirliği zorlaştırıyor. Ebeveynler genellikle çocuklarının dijital kimliği hakkında bilgi sahibi olmak için çaba göstermek yerine bu kimliği yok etmeye yönelik tutumlarla güvenlik önlemlerini devreye sokuyor. Bu tutumu ilk olarak 1980’de Joel Feinberg tarafından ortaya atılan ‘açık bir gelecek hakkı’ kapsamında ele aldığımızda çocuklarımızı haklarından uzun vadede nasıl mahrum bırakabileceğimizi de anlayabiliriz. Açık bir gelecek hakkı, çocuğun kendisi için yapabilme becerisine sahip olmadan önce başkaları tarafından belirlenen önemli yaşam seçimlerinden korumayı hedefler. Bu nedenle, açık bir gelecek hakkı, ebeveynlerin ve diğer yetişkinlerin çocuklara yapabileceklerine ilişkin kısıtlamaları içerir ve çocuklara ne sağlanması gerektiğini söyler. Çocuk yetişkin olana kadar çocuk için korunması gereken manevi hakları kapsar. Çünkü çocuklar henüz özerk değiller ama bir gün özerk karar verme yeteneğine sahip olacaklar. Diğer bir deyişle, çocuğun makul ölçüde geniş bir kapasite, beceri ve fırsat yelpazesi edinme hakkı olarak da görülebilir. Ebeveynler bunu göz önüne alarak çocukları dijital dünyadan korumak yerine onların dijital dünyadaki haklarını korumalı, buna yönelik tutumlar sergilemeli ve bu haklar gözetilerek müdahale edilmelidir.

Okula gidip gelirken, arkadaşlarıyla ya da diğer sosyal ortamlarda çocuklar muhtemelen oyun oynuyor, müzik dinliyor, fotoğraflarını dijital ortamda paylaşıyor. İlk kez internete giren bazı çocuklar kendilerini dillerinin, kültürlerinin ve kaygılarının yokluğuyla dikkat çeken dijital bir ortamda buluyor. Tamamen çevrimiçi, kısmen çevrimiçi veya tamamen bağlantısız olmalarına bakılmaksızın, bugünün her çocuğu teknoloji ve bilgiyle desteklenen dijital bir dünyada büyüyor. Yakın dönemde, bağlantısı olmayan çocuklar zengin eğitim kaynaklarından, küresel bilgiye erişimden ve öğrenme için çevrimiçi fırsatlardan mahrum kalıyor; ayrıca yeni arkadaşlıklar keşfetmenin ve kendini ifade etme biçimleri geliştirme fırsatlarını kaçırıyor. Dijital medya kullanımı aile üyeleriyle iletişimde kalma şansı anlamına gelirken yabancı bir ülkede iş ve eğitim fırsatları bulma konusunda daha iyi bir şans anlamına da gelebiliyor. Çocuklar yetişkinliğe eriştikçe ve iş dünyasına girdikçe, dijital medya kullanabilirlik, onların geçimini sağlama becerileri arasındaki farkı giderek daha fazla ifade ediyor. Dijital teknolojilere erişimi olan ve bunları en iyi şekilde kullanma becerisine sahip olanlar, bağlantısız ve vasıfsız olanlara göre avantajlı oluyor. Yetişkin nüfustan elde edilen kanıtlara göre dijital teknolojinin faydalarından onu kullanma becerisine sahip olan kişiler fazlasıyla yararlanıyor. Bu ve bunun gibi faydalar gelecek planlamasında da önemli etkilere sahip olarak çocukların gelecekteki konumlanmasını şekillendiriyor.

Dijital medyanın tüm yararlarının yanında zararlarının da olması çocuklar için sınırlandırılması gerektiği anlamına geliyor. American Academy of Pediatrics (AAP) 2016 yılında bebekler, küçük çocuklar ve okul öncesi çocukların medya tüketimine odaklanan bildirisinde ailelerin çocuklarının medya kullanımı hakkında proaktif olarak düşünmeleri ve çocuklarla bu konuda konuşmaları gerektiğinden bahsetti. Çok fazla medya kullanımı çocukların gün içinde oyun oynamak, ders çalışmak, konuşmak veya uyumak için yeterli zamanları olmadığı anlamına gelebileceğine değinen AAP, en önemli noktanın ebeveynlerin çocuklarının ‘medya akıl hocası’ olmaları olduğunu belirtti. Medya akıl hocası olmanın anlamını, çocuklara medyayı bağlantı kurma, yaratma ve öğrenme aracı olarak nasıl kullanacaklarını öğretmek olarak tanımladı. Çocukların medyaya ilgisinin yönlendirilmesinde öğretmenlerin ve çocuk doktorlarının çabalarının yanı sıra ebeveyn katılımı ve eğitimi de kilit öneme sahip. Bu durum çocuğunuzun telefonuna izinsiz bakmayı değil, ebeveynler olarak orada neler olduğuna dair bir fikir geliştirebilmeyi, güncel kalarak ve çocuklarınızla gerçek konuşmalar yapabilmeyi gerektirir. Bunun yolu da medya yönetimini öğretmek ile çocukları sözlerinin ve eylemlerinin çevrimiçi etkileri hakkında eğitmek gibi dijital medyayı kullanmanın orta yolunun bulunmasından geçiyor. 0-5 yaş arası çocukların ihtiyaçlarını ayırt etmek, onları en iyi şekilde nasıl destekleyebileceklerini öğrenmek için çok önemlidir ancak çocuklar ve yetişkinler, medya kullanımıyla duyarsızlaşarak kolayca erteleyebilir ve sert duygulardan veya konuşmalardan kaçınır hale gelebilir. Çocuklara daha rahatsız edici duygularıyla temas halinde olmayı, bu duygulara karşı toleranslarını artırmayı öğretilmesi gerekir. Böylece telefonlarında ve oyunlarında çok fazla saklanma ihtiyacı hissetmezler.

Çalışmalar, ebeveynlerin veya eğitimciler tarafından kapsamlı desteğin sağlandığı durumları tanımlayabiliyor ancak günlük aile rutininde çocukların dijital cihazları kullanırken derin öğrenme deneyimleri veya kapsamlı olumlu deneyimler yaşamalarını sağlayacak yeterli desteğin her zaman mevcut olup olmadığı sorgulanabilir. İlham vermeyen ve yalnızca tekrarlanan pasif medya tüketimiyle harcanan zamandan kaçınmak ve aynı zamanda veri koruma ve gizliliği garanti eden yeterli bir çerçeve sağlamak için çok küçük çocukların dijital medya kullanımına aktif olarak eşlik etme ihtiyacı vardır. Diğer yandan çocuk ne kadar küçükse, gereken koruma derecesinin o kadar yüksek olduğu bilinmelidir çünkü 0-5 arası birçok genç internet kullanıcıları için yüksek korumaya karşı öne sürülebilecek pek bir önlem yoktur. Bu, özellikle yüksek düzeyde gizlilik ayarlarının devreye girmesini gerektiren genel veri koruması için de geçerlidir. Ebeveynlerin dijital medya kullanımında küçük çocukları için etraflıca düşünülmüş ve kısıtlı şekilde izinler vermeleri, çocuklarının mahremiyetini korumak için etkili bir önlemdir. Bu önlem ile onlara yavaş yavaş dijital dünyaya alışma ve kişisel bilgilerinin sorumluluğunu üstlenme öğretilebilir. Çocukların dijital medyayla ilk etkileşimleri, olumsuz mahremiyet sonuçlarından, dijital bölünme risklerinden ve “yetişkinler gibi olmaktan” kaçınırken, özerklik, dijital vatandaşlık ve teknolojinin kültürel açıdan sorumlu kullanımını geliştirmek için tamamlayıcı olmalıdır.

Çocukların dijital dünyadaki varlığı onların burada birtakım haklara sahip olma ihtiyacını da doğurur. Dijital dünyanın bir parçası olmayı isteyen ve buna ihtiyaç duyan çocukların, bu dünyadaki varlığı ebeveynleri tarafından desteklenirken haklarının da gözetilmesi gerekir. Çocukların dijital medyada yetişkinlerin sahip olduğu haklardan daha kapsamlı ve düşünülmüş haklara sahip olması gerekir çünkü yetişkinlerle aynı deneyime sahip değiller. Evde, okulda veya toplumda yaşamlarını kontrol etme güçleri çok az veya hiç yok. İlgi alanları, ihtiyaçları ve endişeleri yetişkinlerinkinden farklı ve yetişkinler tarafından tamamıyla iyi anlaşılmayabilir. Bununla birlikte çocukların sürekli olarak bir gelişim göstermesi de dijital ortama katılımıyla ilgili riskler ve fırsatların yaşlarına ve gelişim evrelerine göre değiştiğini öngörür.Onların dijital ortamdaki varlığına ayrımcı olmayan ve çocuğun yüksek yararına olacak şekilde öncelik sağlanması gerekir. Çocukların yaşama, hayatta kalma, gelişme haklarını ve seslerini duyurma haklarını desteklemek için risklerin ve fırsatların nerede bulunabileceği gözlenmeli, buna yönelik önlemler alınmalı. Bugünün çocukları dijital teknolojilerin şimdiki yaşamları ve gelecekleri için hayati olduğunu söylüyor. Dijital ortam, sürekli gelişiyor ve genişliyor, yaşamlara ve geleceklere daha fazla ulaşıyor. Dijital varlığını sürdürmesi engellenen ve dijital ortamdaki hakları korunmayan çocukların yaşamlarının büyük bir bölümü de etkilenir. Geleceğin dijital medya teknolojisinin etik gelişimiyle birlikte çocukların dijital evrendeki hakları da gözetilerek açık bir geleceği engellemeden hareket edilmelidir. Dijital dünyada çocukların korunması onların haklarını koruyarak ve yol gösterici ebeveynler olarak sağlanmalıdır. Bununla birlikte bir ebeveynin sağlayacağı güvenli ortamda bilinçli bir çocuk önemli rol oynar.

Leave A Comment