Çocuğunuzun Dijital Medya ile İlişkisini Güvenli Bağlanma ile Destekleyin!

Psikolog Berfin Koç ile dijital medyanın hızla hayatımıza girişinin, çocuk ve bakım verenlerle beraber güvenli bağlanma temelli sağlıklı bir dijital medya ilişkisi geliştirmek için nasıl bir yol izleyebileceğimize dair önerilerinin olduğu bir röportaj gerçekleştirdik.

Psikolog Berfin Koç ile dijital medyanın hızla hayatımıza girişinin, çocuk ve bakım verenlerle
beraber güvenli bağlanma temelli sağlıklı bir dijital medya ilişkisi geliştirmek için nasıl bir yol
izleyebileceğimize dair önerilerinin olduğu bir röportaj gerçekleştirdik.

Röportajımıza başlamadan önce biraz kendinizden söz edebilir misiniz?

Tabii, Yeditepe Üniversitesi Psikoloji bölümü mezunuyum, mesleğime klinik alanda
yetişkinlerle çalışarak başladım fakat daha sonrasında çocuk psikolojisi alanına yöneldim. Şu
anda bir anaokulunda alanı daha yakından tanıyabilmek için profesyonel gözlem
yapmaktayım. Deneyimsel oyun terapisi metodunu, terapi uygulamalarında kullanmaktayım
ve Bilişsel Davranışçı Terapi uygulayıcısıyım aynı zamanda çocuklarla sahada çalışırken
bağlanma odaklı ebeveynliğe ilgi duyduğumu fark ettim, araştırmalarım sonucu Attachment
Parenting International (Uluslararası API onaylı Kalpten Bağlı-Ebeveyn Eğitmenliği) onaylı
eğitmenlik programını dahil olmaya karar verdim, şu anda eğitimin staj sürecine
hazırlanmaktayım. Tüm bu süreçler dahilinde bir yandan da yüksek lisans sürecine adım
attım ve gelecek dönem eğitimime Londra’da Queen Mary Üniversitesi’nde başlayacağım.

Çocukların yeni sosyalleşme dünyası olan dijital medya hakkında ne düşünüyorsunuz?


Dijital medyanın teknolojideki gelişimi ve dönüşümü insan hayatında etkin bir rol oynuyor ve
toplumsal birçok durumu etkiliyor siyasal, ekonomik zaman zaman geleneklerimizi ve
kültürümüzü de. 21. yüzyılda büyüyen çocukların da hayatlarında yeni sosyalleşme aracı
oldu. 0-2 yaş çocukların ebeveynleri ile el ele diz dize olunması gerektiği zamanlar ve
bağlanmayı en çok etkileyen yaşlardır. 3 yaş öncesinde anne ile bebeğin tamda bağlanmanın
gerçekleştiği dönemde çocuğun bir dijital medya aracına sürekli maruz bırakılmaması ve
kesinlikle dijital bir ortamda çocuğun büyütülmemesi gerektiği birçok araştırma ile
kanıtlanmıştır. Daha sonraki süreçlerde tabii ki yetişkinler gibi çocuklarda faydalanmalıdır
fakat sınırlar korunarak. Son birkaç yıldır özellikle COVID-19 pandemi süreci ile beraber dijital
içerikler bizden birisi gibi oldu. Dijital medya söz konusu olduğunda güvensiz bağlanma,
sorunlu sosyal medya kullanımıyla önemli ölçüde ilişkilendiriliyor aynı zamanda araştırılmalar
gösteriyor ki, en çok risk altında olanlar kaygılı bağlanma stiline sahip olan çocuklar. Birçok
araştırmada rastladığım bir durum söz konusu, güvenli bağlanma stili ile dijital medya
bağımlılığının olumsuz ilişkisinin olduğu fakat kaygılı kaçıngan bağlanma stili ile dijital medya
arasında olumlu bir ilişki olduğudur, aynı zamanda dijital medya sadece çocuk ile ebeveyn
arasındaki bağlanmayı etkilemiyor çocukların dil gelişiminde de önemli bir yere sahip.

Dijital Medyanın çocukların dil gelişiminde önemli bir yere sahip olduğundan söz ettiniz.
Dijital medya çocukların dil gelişimini ne yönden etkiliyor?


Dil ve konuşma gelişimi, biyolojik ve çevresel birçok faktörden etkilenen karmaşık bir
süreçtir. Bu faktörlerin beraberinde medyanın bilinçsiz ve kontrolsüz kullanımı da yeni
sosyalleşme dünyasında çocuklar için önemli bir yere sahip. Çok yakın zamanda bu konu
üzerine araştırma yaparken İsveç Linköping Üniversitesinde 2021 yılında yayınlanan bir
araştırma dikkatimi çekmişti, 25 aylık 50 erkek ve 42 kız çocuğunun bulunduğu toplam 92
ebeveynin yer aldığı bir araştırma yapılıyor ve dil üç yönü ölçülüyor, ister büyük ekranda
ister tablette izleniyor olsun, daha fazla TV ve dijital içerik dil gelişimiyle olumsuz yönde
olduğu ilişkilendiriliyor ve bir nokta daha eklemek gerekirse, ebeveynlerin çocukları ile
rutinleri sırasında dijital bir araç (bilgisayar, tablet, akıllı telefon vb) kullanılma olasılığı da
çocuğun dil gelişimi ile olumsuz yönde ilişkilendirildiğinden söz ediliyor. Bir diğer bakış açısı
ile medya maruziyetinin en erken 2 yaş sonrasında bakım verenle birlikte eğitsel içerikli
programların izlenmesi yani dijital medya doğru kullanılırsa dil ve konuşma üzerinde olumlu
etkisi olduğu tabii ki yadsınamaz. Aynı zamanda bakım verenle beraber yapılan aktiviteler
daha önce de bahsettiğim gibi güvenli bağlanma üzerinde olumlu etkilere sahip.


Ebeveyn ve çocuk bağlanması hakkında okuyuculara bilgilendirmek için bizlere biraz
bahsedebilir misiniz?


Bağlanma kuramını dünyanın tanıması 1969’da John Bowlby’nin Bağlanma isimli kitabı ile
olmuştu. Kişiliğin gelişiminde bağlanma stillerinin önemli bir rolü vardır. Doğumla başlayan
bağlanma süreci, annenin veya bakım verenin bebeğe yaklaşımından, düşünce ve
davranışlarındaki tutarlılığından, yakınlık düzeyinden etkilenir. Çocuğun annenin rahminde
olması fiziksel bağlanmanın beraberinde aynı zamanda psikolojik bir bağlanmadır. Güvenli
bağlanma ileride nasıl gözükür diye sesli düşünürsek; yüksek benlik saygısı, daha güçlü sosyal
beceriler ve daha mutlu akran ilişkileri, okulda daha iyi notlar, daha iyi bir bağışıklık sistemi,
yaş aldıkça kendine güvenen çocuklar ve kendi başına problem çözme yeteneği olan
yetişkinler haline gelirler aynı zamanda duygularını kendi başlarına düzenleme becerilerinin
de daha yüksek olması güvenli bağlanmanın insan hayatını pozitif etkileyen bir durum
olduğunun göstergesidir.


Ebeveyn ve çocuk arasındaki güvenli bağlanmayı dijital medyadan yararlanarak sağlayamaz
mıyız?


Güvenli bağlanma stili çocuğun ihtiyaçlarına cevap vermektir. Bebeğin yanında olmanız
yeterli değildir, onunla etkin bir iletişim halinde olmanız gerekir. Peki, bu söylediklerinizle
dijital medyanın nasıl bir ilişkisi var derseniz, günümüzde pek çok ebeveyn ile karşılaştığımda
çoğunlukla şu cümleleri duyuyorum “Berfin Hanım biz çocuğumuzun televizyon veya
tabletten bir şeyler izlemesine izin verdiğimizde veya telefondan oyun oynamasına izin
veriyor olsak da her zaman yanındayız hiç yanından ayrılmıyoruz hep kontrol ediyoruz.”
ebeveynlere güvenli bağlanmanın sadece yanında olmak değil de çocuk ile iletişimde
olmanın önemini anlatmak için, University of Massachusetts Boston’da Psikoloji Profesörü
olan Dr. Edward Tronick’in 2009’da gerçekleştirdiği “Still Face Experiment” adlı deneyi
izlemenizi öneririm. Eğer çocuk güvenli bağlanma stili dışında diğer bağlanma stilleri ile
ebeveynine bağlı ise dijital dünyanın yer almadığı çocuk ve ebeveynin birebir aktiviteler
yaptığı paylaşım saatlerine özen gösterilmesi gerekir.


Çocukları ile güvenli bağlanma kurmak isteyen ebeveynlere hangi aktiviteleri önerirsiniz?
Öncelikle çocuklarınızla olumlu ilişki kurmak için beraber etkinlikler yapmalısınız. Siz yemek
yaparken örneğin yeşil fasulye yemeği yapacak olun, fasulyeyi elleriyle ikiye bölme işini
çocuklarınıza verebilirsiniz sonrasında yemeğe koyulan her ürün hakkında beraber sohbet
edebilir ve hikayeler anlatabilirsiniz. Bir çiçek dikebilirsiniz, büyük bir bahçeniz olmasına hiç
gerek yok minik bir saksıya dikilen o tohumun büyümesini izlemek ve birlikte çalışmak,
bağlılığınızı ve ilişkinizi güçlendirmenize yardımcı olacaktır. Bu etkinlik birbirinize verdiğiniz
uzun vadede büyümeye devam eden bir hediye olacaktır. Güvenli bağlanma açısından
dokunsal oyunların da önemli bir yeri vardır, birbirinizin saçlarınızı tarayabilirsiniz,
çocuğunuzun ellerine veya ayaklarına krem sürme oyunu oynayabilirsiniz aynı zamanda
masaj gerginliği azaltacağı için çocuğunuzun beyni daha az savunma durumuna geçecektir.

Dijital Medya ve Çocuk ekibine bu keyifli röportaj için ve bu denli önemli konulara
gösterdikleri hassasiyet için teşekkür ederim. Umarım tüm okurlar için yararlı bir röportaj
olmuştur.


PSİKOLOG BERFİN KOÇ

Leave A Comment