Çocuğunuzun Öğrenme Sürecine En Yararlı Uygulamalar Nasıl Seçilir ve Kullanılır?

ÇEVİRENCemre Irmak Tuncay

EDİTÖRSultan İnce

Elimizdeki verilere göre, neredeyse tüm çocuklar, en küçükleri bile (%96,6) artık cep telefonu kullanıyorlar ve bu çocukların çoğu bunu ilk doğum günlerinden bu yana yapmaktalar. İki yaşlarına geldiklerinde bu cihazları kullanım süreleri TV izleyerek geçirdikleri vakte neredeyse eşit oluyor. Üç ve dört yaşlarına geldiklerinde pek çok çocuk bu cihazları yardım almaksızın kullanıyor ve üçte birlik kesimiyse “çoklu medya kullanımı” (Aynı anda birden fazla medya aracının kullanılması) denen şeyi gerçekleştiriyor. Dört yaşlarına gelen çocukların yüzde yetmiş beşinin kendi mobil cihazları var. Asıl şaşırtıcı olansa bu durumun hiç de şaşırtıcı olmayışı.

Yani, siz de çocuğunun dijital cihazları kullanmasına izin veren binlerce (belki de milyonlarca) ebeveynden biriyseniz, içeriği dikkatle seçmeniz ve bunları çocuğunuzun öğrenimini maksimuma çıkaracak şekilde kullanmanız gerçekten çok önemlidir. Bu seçimi doğru yapmak küçük bir başarı olarak görülmemeli, zira App Store mağazasında yer alan 80.000’den fazla eğitici uygulamanın %58’i yeni yürümeye başlamış ve okul öncesi çocuklara yönelik tasarlanmıştır. Uygulamaları seçme ve kullanmaya yönelik kararlarınız hakkında sizi bilgilendirecek bazı kılavuzlarsa şöyle:

Unutmayın: Uygulamalar öğrenmeyle eşdeğer değildir – sadece öğrenmeye yönelik potansiyel araçlardır. Öğrenme sürecinin ne kadar verimli olduğunu çocuğunuzun uygulamayı kullanma şekli belirler, uygulamanın kendisi değil. Genel kaide şöyle; keşfetmeyi, deneyi, sorun çözmeyi ve yaratıcı düşünmeyi teşvik ederek çocuğunuzun aklıyla bedeni öğrenmeye ne kadar fazla dahil olursa, öğrenme o kadar etkin gerçekleşir. Bu nedenle, zihni kapalı tutan uygulamalar yerine zihni açık tutmaya yönelik uygulamaları arayın. Ekrana tıklayarak sürekli meyve kaydırma veya yapboz sürükleme gibi aktiviteler eğlenceli olabilse de çocuklar sadece parmaklarını kullanmak yerine daha fazla beyin ve vücut kası esnetirlerse daha çok öğrenirler.

İçeriğin gerçek dünyayla ilişkilendirilebilir ve gelişime uygun olduğundan emin olun. Uygulamalar, çocuğunuzun oyun alanını keşfetme, hayvanları tanıma veya bir pizza diliminin üçgen şeklinde olduğunu görebilmesine yardımcı olma gibi gerçek dünyayla ilişkilendirilebilir bilgileri içermeli ve çocuğunuzun gerçek dünyadaki deneyimlerini yansıtmalıdır.

Sosyal izolasyonu değil sosyal etkileşimi destekleyin. Sosyal etkileşim öğrenmenin en önemli destekçisidir, bu nedenle medya ekranı insani bağlara engel değil, araç olmalıdır. Küçük çocuklar, sadece büyürken daha güçlü, daha pozitif ilişkiler kurabilmelerini sağlamakla kalmayıp aynı zamanda okulda ve ileride iş hayatlarında da daha iyi sonuçlar alabilmelerini sağlayan sosyal becerileri (Sıra bekleme, arkadaşlık, sorun çözümü) oyun yoluyla geliştirir. Bu nedenle, mümkün olduğunda, çocuğunuzun dijital cihazı etkileşimli hale getirmek amacıyla arkadaşlarıyla ve ailesiyle birlikte kullanmasını sağlayın. Sırası gelsin ve sohbet etsin. Bu durum çocuğunuzun başkalarının duygu ve düşüncelerine uyum sağlamasına yardımcı olur ve bu da empati ve güçlü sosyal becerileri geliştirmenin temelidir. Ve çocuklar günlük etkileşimlerinde ne kadar çok sözcük duyarsa gelecekte de dil becerileri o kadar güçlü olur.

Kendinizi bir rehber gibi görün. Ebeveynlerin çocuğun oyununa nasıl katıldığı çok önemlidir. Giderek geliştirilen bir araştırmaya göre, bir yetişkinin çocuğu izleyip onun deneyimini desteklediği rehberli oyun deneyimi yaşayan çocuklar, ne yapması gerektiği söylenen veya bağımsız olarak oyun oynayan çocuklara kıyasla daha fazla öğrenme gerçekleştirmektedir. (Burada çocukların asla yalnız başlarına oyun oynamaması gerektiği söylenmemektedir. Kendilerini eğlendirmeyi öğrenmeleri ve bir şeyleri tek başlarına anlamaları da önemlidir.) Rehberli oyun çocuğun sorun çözümüne yardımcı olan sorular sormak anlamına gelmektedir. Örneğin, çocuk bir yapboz uygulamasında zorlanırken, onun yerine yapmak yerine “Kenarlardan başlayalım mı? Bu parçayı ters çevirmeye ne dersin?” diye sorabilirsiniz.

Bütün eklentilerden haberdar olun. Son araştırmalar farklı oyuncakların farklı ebeveyn katılımını teşvik ettiğini belirtmektedir. Ebeveynler, elektronik oyuncaklar ve e-kitaplardan ziyade geleneksel oyunlarda daha çok öğretme, daha çok yanıt verme, daha karmaşık ve anlamlı oyunlara katılma eğilimindeler. Dijital ürünler, ebeveyn-çocuk etkileşimini azaltan oyalayıcı ve “özgür alan” sağlayan pek çok özellik sunmaktadır. E-kitaplarda ise bu “ekstralar” çocuğun dikkatini hikayeden uzaklaştırıp konuyu kavrayışını olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle, dijital ürünleri kullanırken dikkatlerini dağıtmaktan kaçının ve dikkatlerini dağıtan şeyleri sınırlandırın. Öğrenmek zor bir iştir. Çocuğunuzun dikkati ne kadar çok dağılırsa önündeki bilgiyi alabilmesi o kadar zorlaşır.

Çocuğunuzun öğrenme alanını genişletin. Çocuğunuza ne gördüğünü ve ne yaptığını sorun. Çocuğunuz bir oyunda ustalık gösterdiğinde başka bir uygulama, çözülecek yeni bir “sorun” veya yeni bir boyut ekleyin. Örneğin, bir uygulamayı kullanarak meyveleri seçmesi kolay hale geldiğinde onu meyveleri seçerken aynı zamanda saymaya teşvik edin.

Gerçek dünya dersleri oluşturun. Gerçek öğrenme, bir kavramı gerçek dünya sorunlarına uygulayabilme kabiliyeti demektir. Meyve seçiminin bulunduğu bir uygulamayla oynadıktan sonra, gerçek ya da plastik bir meyve alın ve restorandaymış gibi oynamaya başlayın. Şekilleri öğreten bir uygulamayla oynadıktan sonra yürüyüşe çıkın ve dış dünyadaki tüm şekilleri tanımlayın.

Unutmayın, çocuğunuzun öğrenmesinde fark yaratacak olan SİZSİNİZ, bir nesne ya da cihaz değil. Dijital medyayı anlamlı, sosyal etkileşimli, zihni açık tutan bir şekilde yararlandığınızda, bu cihazların gücünün sizi aştığını hissetmek yerine, onları siz yönlendiriyor olacaksınız.

http://www.pbs.org/parents/expert-tips-advice/2015/12/apps-for-sale-how-to-choose-and-use-apps-to-maximize-your-young-childs-learning/

 

Yorum Bırakın